31/05/2019
1026

AMELİYATHANE ANILARIMDAN 

 Artık çenesi düşük bir doktor olarak, branşımın anestezi olduğunu çoğunuz biliyosunuzdur. Anestezi gece ve gündüzün alacakaranlığında, yaşamla ölüm arasında, hastaların uyku ve uyanıklık sınırında yüzdüğü; öleni diriltmenin gururu, ağrı kesmenin mutluluğu, bi hata ile geri dönüşümsüz sonuçların doğacağı heyecanın yaşanabildiği şahsına münhasır bi branştır. Hastaların hemen hemen hiçbiri sizin farkınızda bile olmaz, ameliyatta hastanın başında üç buçuk atıp durumu stabilleştirirsiniz, hasta varlığınızdan bile haberdar değildir. Günümüz poliklinik hastalarını düşününce bence 'en iyi hasta uyuyan hastadır', o ayrı... Bu konuda sayfalarca yazabilirim ama amacım sizi sıkmak değil, her zamanki gibi anılarımdan tekiyle yüzünüzü güldürmek.
 
 Çalıştığım bi merkezin ameliyathanesinin üst katı çatı, asma tavanlıydı. Bi gün bi sedasyonlu genel cerrahi vakası aldık. Ben adama sedasyonu 'burdan damarınızdan ilaç vercem kafanız bi dünya olcek, ağrınız olmıycek, rahat olun falan filan' diye anlattım, ilaçlarımı verdim vaka başladı kiiii hala anlayamadığım bi şekilde asma tavanın arasına çatıdan giren bi 'kedi' hop hastanın dibine tavandan düşmesin mi?!? Ben şaşkın, hasta şaşkın, kedi en şaşkın; ameliyathanede çılgınlarca oraya buraya koşarken hasta:
 
-Anaaa kediiii, ne işi vaar burası nası bi yer? diye bağırırken ben gayet sakin hastaya eğildim 
-Ne kedisi beyfendi ne diyosunuz?? Adam yazık beni kediye inandırmaya çalışsın, ben gayet sakin 'verdiğim ilaçlardan kafanız bi dünya olcek demiştim ya, demek kedi gördünüz, ne işi var ayol kedinin ha ha ha hi hi hi'! Adam şok, 'aaa çok ilginç töbe töbe ne kaa gerçekti' filan diye gülerken personel kediyi dışarda hastayı bekleyen yakınlarının yanına kaçmadan doktor odasına kilitledi ve televizyonda bi haber bülteninde 'özel hastane rezaleti' gibi bir haber yaptırmamanın keyfiyle vakayı bitirdik. Cerrah arkadaşım harika rol yeteneğimle bana oscarı lâyık gördü, gururlan diğer vaka için yan odaya geçtim.