09/06/2019
744

DOKTORLAR MAPUSHANEDE

Zamanın birinde bir ülkede, dünyanın en kutsal mesleklerinden birini, ‘hekimliği’ icrâ eden doktorlar günden güne mutsuzlaşıyormuş. Neden mi? Zorlu eğitim süreci, uzmanlık sınavı işkencesi, üstüne mecburi hizmet, tutulan günaşırı nöbetler, normalin 3 katı sayıda yaptığı poliklinik hizmeti, gece gündüz aldığı vakalar yetmezmiş gibi üstüne hasta ve yakınlarınca şiddet görmek, darp edilmek artık hepsinin canına tak etmiş.

Öyle ki bu ülkede nedense, her gün televizyonda, hiçbir dayanağı olmayan yalan-yanlış ‘doktor hatası’ haberleri yapılmaya; gazetelerde, internette eline yazma imkânı geçen herkes, doktorlara sayıp sövmeye başlamış. Bakmış insanlar, bu ülkede ‘insan hakları’ değil ama ‘hasta hakları’ denen bişey var, hep kendini haklı görmüş, doktora saldırmış. Ülkede ‘doktora şikayet hattı’ kurulmuş, bakmış kendine sahte rapor vermeyen doktoru şikayet etmek çok kolay, arayıp şikayet etmiş. On günlük boğaz ağrısı için gittiği, gecede 200 hasta bakan hekime saldırıp dövse bile ceza yok, zaten mağdur ve hasta olarak hep haklı; hekimi dövmeye, darp etmeye, bayan hekimleri saçlarından yerlerde sürüklemeye başlamış. Şifayı Allah’tan, kalan her problemi doktordan bilen tüm cahiller, ‘bu doktor eşinden-çocuğundan ayrı, bize hizmet için bu şehre gelmiş, gecesi gündüzü olmadan çalışıp bize şifa vermeye çalışıyo’ dememiş, doktora saldırmış, hastanelik etmiş, hatta ‘öldürmüş’ ama, en iyi ihtimalle sorgulanıp serbest bırakılmış, psikiyatrik hasta olmasa bunu yapar mı, yapmazmış o yüzden de cezâi ehliyeti tabi ki olamazmış!?! Kansere yenik düşen annesini aylarca tedaviye uğraşan doktoru dövüp hastanelik eden biri, bu ülkede, inanılmaz ama, ceza almadan sağlık hizmeti almaya devam edebiliyormuş.

Doktorlar artık bu ülkede hizmet vermek hatta ‘yaşamak’ istemez olmuşlar. ‘2 gün içinde 3 gencecik hekimin, hekimlerin çalışma şartlarının ağırlığının düzelmesi feryadıyla mektup bırakıp intihar etmesi’ bile bu ülkede, bir yazarla yabancı bir model arasındaki aşk haberi kadar gündem olmamış! Hiçbir şekilde sıkıntılarını dile getiremeyen, meslekî hakları şöyle dursun, insanların en temel hakkı olan ‘yaşama hakkı’ ellerinden alınan doktorlar, en sonunda biraraya gelip hep birlikte seslerini duyurmaya, isyanlarını dile getirmeye karar vermişler.

Tabi ki bu tarz eylemler, memleketin en önemli hizmet sektörü olan ‘sağlık sektörü’nün başrol oyuncusu hekimlerin toplu isyanı ve mutsuzluğu, insan haklarına saygılı devletlerde çok önemsenir. Çünkü hekimlik sevmeden yapılamıycak bir meslek olup; mutsuz, umutsuz, ömrünü vererek kazandığı ünvanından bin pişman olarak doktorluk yapılamıyacağı âşikârdır. Ama bu durum hikayemizdeki gibi bi masal diyarında oluncaaaa, ülkedeki cangüvenliği isteyip ‘sağlıkta şiddete son’ diyen hekimler toplanıp hapse atılmışlar.

Bikaç ay geçmiş, doktor hatası haberlerinin prim yaptığı, her akşam bülteninde doktora karşı insanları provake eden kanallardan birinin muhabiri, gidip doktorların hakettiği yerdeki, hapishane ortamındaki çilelerini çekip insanları ekran başına kilitlemeye karar vermiş.

Önce erkek hekimlerin koğuşuna gitmiş, içeri girmiş, bir de ne görsün? Doktorlar ağzı kulaklarında, son derece mutlu-mesutlar; ‘zevk-ü sefa içinde yaşamaya alışkınlar tabi ağır geldi, kafayı yemişler’ diye düşünüp doktorlarla konuşmaya başlamış:

-Allah kurtarsın arkadaşlar, bi hekim olarak hapis hayatı zor olmalı?

-Aaaağbicim susar mısın, Allah kurtarmasın, biz çok mutluyuz burda. Hayatta görmediğimiz insâni şeyleri burda gördük, istediğin kadar uyu, kalk, dinlen, sohbet et, kitap oku, televizyon seyret, müzik dinle, hasta yok, nöbet yok, gece çalan telefonu, acil vakası, uğraştığın hasta yakını yok, en önemlisi burda kapalıyken güvendeyiz; şiddet yok, arayıp bulamadığımız huzurlu ortam ve vakti burda bulduk; çıkmak istemiyoruz kesinlikle!

-Aileniz, eşiniz, çocuğunuzu özlemiyo musunuz peki?

-Çoğumuz zaten mecburi hizmeti, eşimiz doktor da olsa ayrı şehirlerde yapıyoruz, çoğumuz çocuğunun büyüdüğünü fotoğraflardan görebiliyo, ya da o kadar yoğun tempo ve nöbette geçiyo ki hayatımız, ailesini gören mi var? Geçen bi hekim arkadaş isyandaydı, bakıcı büyüttüğü için bakıcı gibi çocuk da ona artık anne değil ‘Aysel Hanım’ demeye başlamış. Bizim yaşadığımız dramlar çekilse aslında millet oturup, sahte ağlak kadın dizilerine değil bizim yaşadığımız gerçeklere ağlar.

Muhabir içerde bulamadığına ulaşma umuduyla bahçeye çıkar; futbol maçı yapanlarla konuşur, cerrahlarla anestezistler çift kale maç yapmakta, ‘biz zaten alışığız, normalde de vakalarda hep biraradayız, birbirimize gol atardık, burda devam edip, çok da eğleniyoruz’ derler.

Muhabir şokta, 'kesin kadın doktorlar mutsuz ve perişandır' diyerek kadın hekimlerin koğuşuna geçer. Aktivite saatindeki bi grup kadın doktor, ellerinde boncuklar, şişler, ipler; 'biz hiç böyle şeylere vakit bulamıyoduk ki, çok da eğlenceliymiş' modundadır. Bi umut, karşıda bi taraftan not alıp bi taraftan televizyonda kadın programı izleyen hekimlere yaklaşıp ne yaptıklarını sorar. Kadın doktor:

-Biz hekim olarak nerde hata yapıyoruz; insanlar neden bizim sözümüzü dinlemiyor da misal kadın kuşağında ‘aşı yaptırmayın çok zararlı’ diyen konuyla alakasız bi insanı dinliyo onu anlamaya çalışıyoruz. Medenî ülkelerde tıp o kadar ilerledi, bilim ışığında insanların ufku öyle açıldı ki artık onlar ‘alternatif tıp’ metodlarını da araştırmaya başlarken; bizde modern tıbbın yerini üfürükçü hacı-hoca, hastalar üstünde tıpla alakasız metodlar deneyen şarlatanlar almaya başladı, bunun nedenini çözmemiz lazım. Bilimin ışığı cehaletin karanlığını yoketsin diye, neler yapabiliriz onu düşünüyoruz.

O sırada karşıda egzersize başlayan hekimleri göstererek ‘Bunlar da, hiç istemesek de burdan çıkıp hastaneye dönersek, görevi başında şiddetten korunmak için savunma sporu dersi alan kadın hekimlerimiz’ der.

İşte böööyleee, ağlanacak hâle gülen insanların olduğu bu ülkede, huniyi takmış bir hekim, ‘bari yine ağlanacak hâlimize gülelim dostlar’ demiş ve oturmuş bu hikayeyi yazmış.

Gökten üç elma düşmüş, biri hastaya, biri doktora şiddet uygulayan hasta yakınının kafasına biri de tüm bunları yaşayan ama sesini bi türlü duyuramayan doktoraaaa...