09/06/2019
876

DOKTORLAR SURVİVOR'A KATILIRSA

DOKTORLAR SURVİVOR’A KATILIRSA

Her gün servetine servet katan Acun, bigün 'reyting için Survivor'ıma medyatik herkesi gönderdim; şu hayatı boyunca sadece okumuş, ana kuzusu doktorları gönderiyim de herkese eğlence olsun' demiş ve her branş ve kariyerden doktoru Survivor adasına yollamış.

İki hafta sonra adada durum nasıl diye bi gitmiş ki gözlerine inanamamış, adada herşey yolunda, herkes son derece mutlu-mesut, düzen kurulmuş, asayiş berkemâl.

Bi doktoru çevirmiş

-Siz bu denli kötü şartlara rağmen, niye bu kadar mutlusunuz?

-Bizim hayatımız boyunca 10 gün tatil yapmışlığımız yok, üç ay ada, 3 ay tatil, hasta yok, hasta yakını-nöbet yok, daha ne olsun! Gece yatıyoruz, çalan telefon yok, acil ameliyat yok, yıllardır kanepe sedye, bulduğumuz her yere kıvrılmaktan zâti her ortamda uyumaya alışığız biz; bak şurda taşın üstünde yengece sarılıp uyuyan cerrahı görüyo musun? Ne kadar da huzurlu...

Acun son derece mükemmel yapılmış barınağı gösterir: 'Bunu kim yaptı?'

-Haaa, onu ortopedistler ve beyin cerrahları yaptı; adamın omurgası, kemikleri her şeyini vidalayıp 'insanı inşa edenler', bi barınağı mı yapamıycaklar?

Acun şaşkınlıkla bi kaplanı avlayıp sürükleyerek getiren, bikaç doktoru gösterir: Peki bunlar?

-Onlar mecburi hizmetçi doktorlardan, çoğu acil servis hekimi, doğuya asker bile gönderilmeyen, sokağa çıkma yasağı konan yerlere doktor gönderildi; siz bilmezsiniz tabi, onlar savaşın ortasında günlerce hastanede mahsur kalan doktorlarımızdan, her türlü hayat şartında yaşarlar ve yaşatırlar!

O sırada bikaç kişi dilenmeye gelince Acun şaşırır

-Bunlar 'Survivor Suriyeli kontenjanı' ndan, devlet buraya da göndermiş, ama burda çok mutlu değiller, ‘nasılsa Türkiye’de bize herşey beleş, burda niye uğraşalım’ diyolar.

Köşede durup devamlı etrafı gözleyip notlar alan iki kişiyi sorar Acun, ya bunlar?

-Onlar avukat. Yıllardır hastanede kapıda 'doktora dava açmak ister misiniz' diye dolaşıp, hayatını böyle kazananlardan; onlar da bizsiz yapamamış, atlamış gelmişler.

Bu arada 10-15 kişilik bi grup devamlı adada dolanıyomuş. Acun onlara bakmış;

-Onlar hergün vizit için bütün servisi defalarca dolaşan dahilî branş doktorları, alışkanlık işte! Şurda avlanan şeyleri inceleyen doktorlar 'patolog', yenilmek üzere onay verdiklerini kesenler ise 'cerrah'. Şurda oturup gece gündüz yazıp çizenler tezlerini yazmaya bundan iyi vakit mi olur diye düşünüp uğraşan asistanlar. Şu ortada sorgusuz, sualsiz her işe koşturan, tüm komutları ânında yerine getirenler de 'intörn doktorlar', 'oğlum bi hindistancevizi kap gel misafire'; bak, nasıl da koştu!

Acun denize bakarak: peki şu balık tutup, bırakıp geri denize dönenler??

-Onlar anestezist, 'gizli kahramanlar', önemli işler yaparlar ama kimse onların farkında olmaz. Aslında bi yönden sizin mesleğinizi yapıyolar, siz programlarınızla insanları ilaçsız uyutuyosunuz, onlar ilaçlı...

-E aç kalmıyo musunuz, herşey çok kötü burda? Ot, bok, böcek nasıl ve ne yiyosunuz?

-Yoo, yıllardır tatsız tuzsuz soğumuş hastane yemeklerinden sonra buradakiler son derece lezzetli.

'Yani Acun kardeşim, biz burda düzenimizi kurduk; hasta, hasta yakını, poliklinik, nöbet, ders çalışma, stres yok; burayı da mecburi hizmetimiz gibi iki yıl yapsanız, iki yıl insanlardan uzak burda rahat etsek, acık dinlensek ha, yap bize bi güzellik!

-Arkadaşlaar ziyaretçi bayıldı, anesteziiiii, aaciil duruumm!!