09/06/2019
838

HASTALARIN EN SIK SORULARI, VEREMEDİĞİMİZ YANITLAR

-Doktor hanım internetten okudum, bu belimden yaptığınız iğne felç yapıyomuş öyle mi?

Bu soruyu soran nette bişeyler okuyarak gelmiş, muhtemelen de öğretmen hastalardır. Yüzünde 'benim apandisitimi alma, bana apandisit almayı öğret' edasıyla göz süzen; özellikle kadınsa 'noolmuş yani doktorsan, ben de üniversite mezunuyum' ifadesi olan bu hastaları görünce mümkünse kaçın ya da ölü taklidi yapın.

Gönül ister ‘evet hanfendi ben psikopatım ve dünyadaki amacım herkesi sakat yapıp rölatif olarak daha sportif ve atletik durmak’ demeyi... Ama sadece susar, bıkkın bi ifadeyle herşeyi bilen hastayı izleriz.

-Siz doktor musunuz ki?

İcapçı hekim olarak gece ikide hasta çocuğunu evde bırakıp koşarak acil vakaya gelmişsin, herşeye rağmen hastaya anestezi şekli hakkında güleryüzle bilgi vermişsin, soruları cevaplamışsın, uzman olmak için 6 yıl tıp, beş yıl ihtisas, iki yıl mecburi hizmet temposunda çalışıp doktor olmuşsun ve özellikle biz anestezi hekimlerine sorulan o güzel soru: Siz doktor değilsiniz di mi?

'Hayır ben aslında hastabakıcıyım, anestezi doktoru bu saatte gelmiyor, zaten onlar napıyo ki, iki ilaç verip uyutup şu tüpü ciğerine sokuyorlar ben de yaparım yat kııız direnme!! 'diye üstüne çökmeyi tabi ki çok isteriz ama...

-Doktor hanım ameliyatın bi riski var mı ki?

Hayır! Yaşadığımız ülke biliyorsunuz dünyanın en sorunsuz, risksiz ülkesi!?! Bu yüzden haklısınız tabi, risk nedir hiç bilmeden yaşamışsınız. Yolda değil denizde araba çarpan, kaldırımda yürürken kafasına piyano düşen, parkta oynarken çocuğu maganda kurşunuyla ölenlerin olduğu, yıllık trafikte ölenlerin sayısı iç savaştan fazla olan bu risksiz ülkede yaptığım işlemin asla bir riski yok! Bu ülkedeki en büyük başarı hayatta kalabilmektir beyav!

‘Sana ilaç verip tüm kaslarını felç edip, saniyeler içinde bu tüpü ağzından akciğerine sokmaya çalışcam. Sokamazsam 5 dakika sonra bitkiye dönebilirsin ama tabii ki risk yok, olur mu hiç?

-Tohtor guzuuum, evli misin sen?

Yüzünde Esra Erol ifadesiyle elindeki tüm bekârların tanıtımını yapan, muayene sırasında bir taraftan da senin ağzına, kendi yaptığı börekleri tıkıştıran, dizlerinin üstüne sarkan memelerinin arasındaki paralarını çıkarıp sayan bu teyze, sana dualar edip üfler.

Bu tarz teyzelerin bi süre sonra en sevdiği ikinci soru gelir: Nerelisin yavrııım? Ve doğuda mecburi hizmet yaparken öğrendiğim, hemen ardından gelen son soru: annen baban kimlerden?

‘Annem Lopezlerden Jennifer, babam Clooneylerden George, teyze’ demek istersin ama...

-Sen yemek mi yiyon?

Sabaha kadar girdiğin ameliyatlar sonrası polikliniğe koşarak geçersin. Bayılmadan 100 hastaya bakma enerji ihtiyacıyla aldığın simiti kemirirken, kapıyı açıp seni gören hastanın sorusudur.

Yüzünde önce beliren, Kaşıkçı elmasını çalarken suçüstü hırsızı yakalayan güvenlik görevlisinin gurur ifadesi, yerini bir anda nefrete bırakır. Çünkü bir saattir poliklinik açılsın diye beklemektedir, kendi işi için değil senin için gelmiştir ve sen utanmadan, gizlice 'yemek yiyip' onu bekletmişsindir!

Bakanlar Kurulu Toplantısına geç kalmış havalarındaki bu hastaya 'Hiç olur mu, ne kahvaltısı? Ben bitkiyim, fotosentezle besleniyorum aslında, odada güneş olmayınca sentezimi şeedemedim, bişeyler atıştırıyodum, affet beni nolur!' demek ister, yutkunursun.

-Doktor musunuz ? Evet

Branşınız nedir? Anestezi ve reanimasyon.

Adam Sherlock Holmes edasıyla sorgular: O ne la?

Ama buna hak veririm, anestezi ihtisasının ilk bir yılı sadece 'anestezi ve reanimasyon' demeyi öğreniriz. Size tavsiyem 'narkozcu' deyin, başta herkese açıklama yapma ihtiyacı duyarken sonradan pes ettim, 'narkozcu' yum ben narkoz alır narkoz satarım.

Narkoz deyince adamın gözleri ışıldar ve sorar ‘bizim hanımın görümcesinin kaynının büyük eltisi (bu arada o kadar Latince kelime öğrendim yeminlen, bunların anlamını öğrenemedim) Kütahya'da narkozcu, adı Ayşe, tanıyo musun?

‘Aaaa tanımaz mıyım?! Türkiye'de nesli tükenen kelaynak kuşları gibi biz de az kaldık, toplam üç narkozcu var şu an zâti birbirimizi de çok iyi tanırız’ demek isteriz, diyemediğimiz için içimize attığımız herşey ilerde bize kol, su, elektrik olarak geri döner. Üstelik sağlık problemleri için gidip doktora bu soruları sorup rahatlama şansımız da olmaz, aaaah ah!! Ne siz soruuun, ne biz söyleyelim!