14/06/2019
772

43 YAŞINA GİRERKEN...

-30 dan sonrası sular, 35 ten sonrası seller gibi geçiyormuş; 40

yaş bunalımı yalanmış, hemen aşılıp, alışılıp, 40'lar da bağrına

basılabiliyormuş.

-Yaşananlar ruhu şekillendiriyor, geçmişte ne ektiyse insan, 40' larda hasata eriyormuş ve ne yazık ki geçmişin telâfisi mümkün olmuyor, herşeyi yaşında, içinden geliyoken, ertelemeden yaşamak gerekiyormuş.

-İnsanın hayatta kendinden bile kaçmak istediği anda sığınacak bi uğraşı olması lâzımmış yoksa bizimki gibi stresli işler insanın ruhunu ele geçirir, serotoninini çatır çutur yermiş.

-Zaman geçtikçe insan herşeye doyuyor; alışveriş canavarı olan kadın bile artık dolaplarını doldurmuyormuş. Doyulmayan tek şey ‘sevgi’, en değerli birikim seni seven insanlarmış.

-İnsan yaş aldıkça toprağı sever oluyor, kalabalık ortamlardan çok, börtü böcek toprak çiçekte huzur, insanı çeker oluyormuş.

-İnsanın; iyi ki’leri daha çok görüp, keşkelerini yoketmeyi öğrendikçe mutluluğu bin kat artıyormuş.

-Yaşlandıkça insan; kardeşin, ailenin dünyanın en önemli birlikteliği olduğunun farkına varıp, aileyle geçirilen zamanın keyfini, dibine kadar yaşar oluyormuş.

-Sahip olduğu herşey ve aldığı her nefes için şükredip hayatı sevdikçe, hayat da onu sever, istediklerini yapar oluyormuş.

-Her insandan, her meslek grubu, her yaştan öğrenilcek bişey olduğunu, okumak dışında yaşayarak öğrenmenin önemini, insan yaşlandıkça anlıyormuş.

-Kendini ve vücudunu beğendikçe, herkesin beğendiğini, 90-60-90' da değil, yüzde 100 insan’da asıl sihirli güzelliğin olduğunu öğrendikçe, kendine güveni artıyormuş.

-Bi yıl önce ağladığı bi olaya bi yıl sonra kahkahalarla gülünebilceğini, ölümden başka her acının yalan olduğunu anladığı gün milâdı oluyormuş; öldürmeyen her acıya tekme tokat kahkaha girişmeyi öğrenince, üzüntüler altedilebiliyormuş.

-Hayata ve insanlara karşı arsızca iyi olursan, er ya da geç, onlar da iyi oluyor; sana hiç günaydın demeyen suratsız hayatın her sabah seni öperek uyandırdığını görür oluyormuşsun.

-Sahip olamadıklarını kayıp ya da ceza olarak görmeyip, sahip olduğun ödüllerle gurur duyarak ve hayatta herşeyin bi sebebi, öyle olması gerektiği, uygun ve hayırlı anda olacağını düşünerek yaşadığın an herşeyin güzelleştiğini görür oluyormuşsun.

-Hırs, mevki, para pulun boş olduğunu, ekg düz çizince tüm vücutların aynı soğuklukta olduğunu resüsite edip kalbini çalıştırmaya uğraştığın her insanda avcunun ve yüreğinin içinde hissediyormuşsun.

-Hayatta tanımadan da sevip, yüreği bir atılabiliyor; sevgi, görmeden de kilometreleri aşıp sana ulaşabiliyormuş.

-İnsan isterse tamam da ‘kadın isterse’ durumu çok farklıymış; kadın, tüm kasırgalara isim verecek kadar delice ve önlenemez bi güce sahip olduğunu anladığı gün, kadının başaramıyacağı bişey yokmuş.

-Erkeklerin ‘on’ düğmesinin neresinde olduğunu ve nasıl açıldığını keşfettiğin gün, elde tutamıycağın erkek, yürütemiyceğin ilişki, evlilik yokmuş. Ama off düğmesinin yerini öğrenmediysen ne âlâ; bi öğrenip bastıysan, bi daha açmanın da anlamsız olduğu görülüyormuş.

-Hayata tepetaklak bakabilip normal ya da olması gereken kalıplara sığdırılan dayatmalardan kurtulunca aslında hayatın güzelliğine varılıyor, başkaları için yaşanılan hayatı bırakıp kendin için yaşayınca herşey anlam kazanıyormuş

-Bu hayatının bi müsveddesi değil kendisi, tekrarı yok ve çok kısa; bu sadece senin hayatın, kendin için yaşarsan, ezik değil dimdik olursan hayat da sana yolveriyor, gerekirse senin elinden tutuyormuş.

-Kukun değil ruhun kurumazsa, sevdiğin adamı hergün aynı aşkla öpebiliyosan, yaşlandıkça seks daha da güzel hâlalıyormuş.

-Âni çıkışlarla anlık karar ve tepkiler yerine, üstüne bi uyuyup, sakin kafayla alınan kararlar çok daha doğru oluyormuş.

-Yapılan değil yapılmayan, denenmeyen şeyler insanın içine oturuyor, acaba’lar içini kemirip duruyor; hayaller olmadan yaşanmıyormuş.

Bunları görerek yaşayınca, yaşlanmak bile güzelmiş!