31/07/2019
1549

HUNİLİ DOKTOR 'ADANA'DA YANIYOOR!!

Efsaneye göre, bulmacaseverlerin yakından tanıdığı güneş tanrısı Ra, bigün karnını doyurmaya dünyaya, Adana'ya gelmiş. Ciddi bir et sevdalısı olan Ra, kahvaltıda ciğer yemekle hayata başlayıp üç öğün kebap yiyip yatmadan önce de hayvanın barsaklarından yapılmış mumbarı mideye indirenlerin olduğu bu memlekete hayran kalıp kıskanmış. Kıskançlığından her sene üç ay, sırf ibnelik olsun diye, güneş ışınlarını dimdik vaziyette bu memlekete göndermeye başlamış. Torosların ortasındaki çukurda olan şehire bi de Seyhan Nehri'nin nemi de eklenince Ra amacına ulaşıp her yaz tüm Adana'nın canına okumuş. Tabisi bu efsaneyi ben uydurdum ama ossun, şimdiden yayarsak yüzyıla kadar gerçekten efsane olur!

Bir Ankaralı olarak, Adana’ya ilk geldiğimde uçaktan indim 'aaa didim, uçağın motorunun ısısı da nası vurdu yüzüme didim, ayyy resmen yanıyom, nooluyo la didiim, havaalanından çıktım eve gidiyom ki baktım o motorun sıcağı peşimde; meğer o uçağın motoru değil bildiğin Adana'nın dümdük kendi havasıymış!

Ne kadar abarttı demeyin anam ben böyle bi sıcak görmedim; kızgın kumlardan kızgın lavlara girmek gibi, daha ötesi yok derken daha da, daha da ısınıyor. Hani pattis kızartırken yağ sıçrar da sıcak ıssırır ya; hani fırın sıcakken kapağını açıp yüzüne sıcak vurur ya, işteee ööylee bişeey... Her oda, araba, gittiğin her yer klimalı da ossa yoook, illâ ki ateş seni çağırıyo, kaçamıyosun ki! Duştan çıktığın anda ânında terlemek, güneş ışınlarının kafatasından geçip beynin her lobunu sote yaptığını hissetmek, vicudunun pelteye dönüşünü görmek nedir, bilir misiniz?!? 'Güneydeki denizli memleketler misal Antalya da sıcak' diyenlere sesleniyorum. 'Deniz' olması, ona girip serinleyebilme ihtimali, ara ara esen meltem hayatı yaşanır kılar. Adana'nın deniz gibi büyük ama girilemeyen Seyhan'ı sadece nemi yüzde 90'lara çıkarmaya yarar ne yazık ki!

Şu an Adana'da gerçekten bir yaşam mücadelesi var; abartmıyorum; tüy yumağı sevgili köpeğim Popi, üstünde bi battaniyeyle dolaşıyo gibi olduğundan, yaz başlangıcında köpüşümüzü Ra ibnesine kurban vermemek için veterinere götürüp traş ettiriyoruz! Dün gece elentrik kesildi, klima yok diye oğluşlar uyandı, evde bi telaş var ki sanırsınız deprem oldu. Baktım yan komşu ailecek arabaya binip klimayı çalıştırmış yaşamaya çalışırken elentrik geldi de, şükür ölmedik! Belediyeye istek yapıcam bence Adana'nın simgelerinden Büyüksaat kulesinin yanına hayatımızı kurtaran yüce insan, klimayı icat eden Willis Carrier'ın heykeli yapılmalı diye...

Bugün önünden geçtiğim meydandaki derecenin fotoğrafını çektim, 50 gösteriyodu, bi de hissedileni umarım anlatabilmişimdir! O yüzden kurban olduğumun gecesi serin-kuru, karasal ikliminde, Ankara'da filan yaşayanlar ağzını geydirerek 'ayyyhhyy çooukk sııcaeaeaakk' deyip beni sinirlendirmesin, uçan tekmik de atamam bu sıcakta, şişer kalırım! Adana'da biri güneşe ateş etti diye günlerce olay oldu; ben hak veriyorum ki bu olay 'nefsi müdafaa' ya girer; kendini eriterek öldürmeye çalışan güneşe karşı tek silahıyla kendini savunmuş adamceyiz!

Mevsimleri, zamanında ve ayarında yaşıycağımız nice günlerimiz olsun! Üşüme hissi candır; imkânı olanlar lütfen benim için serin havaya çıkıp tüylerini tiken tiken etsin; düşünmesi bile rahatlattı ohhh...