23/08/2019
1945

İÇ SESİM

Günlük hayatta bizim gibi akıllı delü manyak, kafasında her an tilkileri mesaide olan insanların ‘iç ses’ olayı vardır ya, kafada her an car car car herşeye laf yetiştirir. Bizim sosyal ortamlarda yaşamımızın devamı için bu sesin ‘içte’ kalması şarttır. Günboyunca çevremizdekilere, hastalara, hasta yakınlarına, koca, akran, arkadaş herkese söylemek istediğimizi içimizden diil öööyle dümdük yüzlerine söylediğimizi düşünsenize, töööbeler tööbesiiii... Ben mesela bi günümden küçük bi kuple iç sesimle yaşıyım, görün bakalım hayat nasıl olacak!:

Sabah kalkış; oğluşları hazırlama, onları servise bindirmek için site kapısına yürürken kapıcı Halil:

-Bi ihtiyaç var mı apla?

-Yok Halil.

-Hiç mi yok apla??

İşte hergün duyduğum o güzel soru, ‘hiç mi yok?’

İç ses: 'Hiç yok' Halil; dün az biraz yoktu Halil, yarın da ucundan acık yok olcak Halil; do you understand me Halil??

Oğluşu servise bindiriyorum, saatleri birbirine katan gerzekler yüzünden hava daha karanlık, servis geliyo, servis ablası:

-Günaydın Figen Hanım

İç ses: Valla gün bana aymadı güzelim, bu karanlıkta küçücük sabi okula gidiyo, bu ülkede bu eğitim sistemiyle okusa noolcak allasen?? Sen üniversite İşletme fakültesi bitirmiş pırıl pırıl bi gençsin, bu ülkede yaptığın iş ‘servis ablalığı’, muavinlik yani... Aah Gülizar ah insanda şans olmalı be güzel kızım!

Eve dönerken bana haftalık köy yumurtası getiren güvenlik görevlisini görüyorum vee ahanda her hafta bana sorduğu muhteşem soru ve vermek istediğim cevap:

-Apla yumurtalarım büyük di mi; memnun musunuz apla yumurtalarımdan? Yumurtalarımı her yiyen beğeniyo apla, yumurtam da yumurtam bla bla...

İç ses: Hayy senin yumurtanı çatlatıyimm be adam! Evet yumurtaların çok büyük, Allah yumurtana zeval vermesin, teeyyellaaam!

Evde giyiniyorum, çıkıyorum. Trafikte en sağ şeritten en soldaki yola dönmek için önüme kıran arabaya:

İç sesim: Senin aldığın ehliyetin gitmesi gereken istikameti belli tek hücreli yaratık; kendinizi gebertin de her gün sizin gibiler yüzünden trafik kazası yapan bisürü masum insana olan oluyo; ben ona yanarım!

Hastaneye geliyorum, poliklinik kapısında bekleyen hastalar; saat 8.15 geç kalma filan sözkonusu değil; ortamdaki herşeye söylenen eli tesbihli provokatör adam ‘sabah 7 de sıra alıp geliyoz hadi be hadiii, insanız, hastayız bekle bekle bu ne yaaaa?’

İç ses: Hastasın evet ama ‘insan’ olduğundan şüpheliyim. Neden bu yiğitliğinizi bankada, berberde, markette sıra beklerken göstermezsiniz de asıl sessizce elinizdeki sırayı beklemeniz gereken hastanelerde aslan kesilirsiniz? Ne acelen var bu arada, kahvehanede okeye dördüncüsün sensiz olmuyo herhalde?? Yoksa bu dünyada ne işe yararsın neye geç kalmış olabilirsin ki, Mr...tkafa??

Hastayı muayene ederken, ikide bir kapıya ringonun ahırına dalar gibi asılıp açıp yüzüne anlamsızca bakıp ‘niye uzun sürdü naapıyon ki burda, bak bekliyoz dışarda haaa’ subluminal mesajı vermeye çalışanlara

İçsesim: Naaptığımı merak ediyosun heralde, ben Ankara lıyım bak hastayla ‘erik dalı gevrektir’ oynuyoz ohhh hadi gel ‘amanın basmayaaa gelmez, amanın küsmeyee gelmez’, gelsene yaaav!!

Muayene için içeri girip ağzını ayırarak sakız çiğneyen genç kıza

İç ses: Tebrik ederiiim, insanın beyninden büyük bişeyi çiğnemesi zor olmalı? Ağzındaki o sakız kesin senin beyninden büyüktür çünkü!

Öğle arasında polikliniği kapatıp tuvalete giderken şu tetkiklere iki dakika baksanız diye tuvalet kapısında tetkik uzatan adama:

İç ses: Buyrun içeri gelin ben ihtiyacımı görürken siz bu akciğer grafisini ışığa tutarsanız bakıyim ben, buyrun tuvalete lütfen, gelsenize Allaaşkına!!

Ohhh yazması bile rahatlattı, eee düşünün bakalım kime ne demek istiyo içinizdeki o naif, tatliş sesiniz?!?? Gönül ister ki iç-dış ses aynı olsun ama böyle bir ülkede, bu şartlar altında iç sesin dışarıya yansıtılamayacak kadar farklı olması sizce de çok doğal değil mi? Neee, sizin iç sesiniz aynen dışa mı yansıyo?? Yav he heeee!!...