14/06/2019
874

MOTİVASYON YAZISI

Doktor, anne ve kadın olarak ve her gün kötü bir olayla uyandığımız zor bir ülkede çocuk yetiştiren bireyler olarak nasıl mutlu olunabilir, nâçizane önerilerim:

*Hayatın çok kısa olduğunu unutmayın:

Acilde ressusitasyon yapıp duran kalbi çalıştırmaya çalışırken, yoğun bakım hastalarını takip ederken, yaşamanın ne kadar kısa, anlamsız, 'biz planlar yaparken başımıza gelenler' olduğunu görerek, aldığım ve sevdiklerimin aldığı her sağlıklı nefesin mutlu olmak için yeterli olduğuna inandım. Hayatta tek çözümsüz şeyin 'ölüm' olduğunu bilmeyenimiz yoktur ama nedense her an başımıza gelebileceğini hiç düşünmeyiz!

*Dış etkenler, çevre, ortam geçicidir; yüreğiniz, beyniniz ise kalıcı:

Eğer mutsuz bir yüreği, olumsuz bakan bi kafayı, dünyanın en güzel yerine de götürseniz, mutsuzdur. Aramızda mecburi hizmetini yapıp acılar çekenler vardır; çok zor, kabul ediyorum. Ben doğma büyüme Ankara'lı olarak Batman'a ilk gittiğimde feleğim şaştı. Evli değildim, yalnızdım, ailemden hiç ayrılmamıştım, el bebek gül bebek büyütülmüştüm, burada ne işim vardı, falan filan. Ama ortamdaki ve insanlardaki güzellikleri keşfetmek, ilk defa ev kurmak, vakit ve para ele geçmişken öğrenciyken yapamadığım şeyleri yapabilmek (eve piyano alıp ders almak, Batmandaki tek tenis kortunda tenis öğrenmek, evde hobi odası yapıp yağlıboya resim yapmak vs), mesleğime ait harika tecrübeler edinmek beni çok mutlu etti; o 5 yılı söylenerek geçirmek yerine her şeyi lehime çevirmek, hayatıma çok şey kattı.

*Hayatta herşeyle muhatap olun, yaşamla yüz-göz olun:

Yani diğer bi deyişle ilginiz olan her boka maydanoz olun. İş ve ev-çocuklar dışında mutlaka kendinize uğraş bulun. Tabi ki, çocukların çok küçük olduğu, yoğun çalışılan, banyo yapmaya bile vakit bulamadığımız günlerden bahsetmiyorum, o günlerin geçici olduğunu unutmayın. Bebeklerin yorgunluk ve uykusuzluklarını bir buçuk yıl arayla iki oğluş doğurarak ben de yaşadım, hem de ailemden uzakta, tek başıma büyüttüm ama 'keyfini çıkararak'. Daha mutlu olacağımı düşünerek istifa edip evde oturup çocuk bakarak, ne istediğime karar verip onu uygulayarak. Hergün bebeğimin kokusunu içime çekebildiğim, onların ilk adımlarını görebildiğim için şükrederek geçirdim o dönemi de...

Kendinize sorun, 'neyden zevk alırım diye?'. Hep hayalinizde olup bi türlü gidemediğiniz kursa yazılın; yazın, çizin, boyayın, dans edin, spor yapın, pişirin, yeni tarifler deneyin, hoplayın, zıplayın, fotoğraf çekin, örgü örün, dikin, okuyun, çalın, söyleyin, mutlaka vardır sevdiğiniz bişey! O zevk ve uğraşlarınıza vakit ayırmazsanız inanın negatif enerjinizi ailenize yansıtır, kendiniz gibi mutsuz çocuklar yetiştirirsiniz. Üşenmeyin, gerekirse az uyuyun, boş durmayın, hayatla muhatap olun; ne kadar uğraşınız olursa, sıkıntıları düşünecek o kadar az vaktiniz olur.

Her ânını mutsuz, yorgun bi şekilde hep evde, çocuklarla geçirmek değil, ruhunuzu besleyip ailenizle 'kaliteli' zaman geçirmektir önemli olan!

*Kendinizi sevin; ne kadar akıllı, güzel ve kendine güvenli olursanız o kadar hayata bağlı olursunuz, hayat da sizi o kadar çok sever!

*Gurur, kibir, hırs gibi ruh yorucu duyguları hayatınızdan silin!

Bu duyguların aşırısı hem ruhu yorar hem de mutsuz yapar. Kimse sizi 'aşırı hırslı, gururlu' olarak takdir etmez. Boşuna yormayın, sonumuz döte tıkılan pamuk nasılsa çok da şeetmemek lâzım yani...

*Evlilik için kural basit:

Kadınla erkek çok ayrı, bunu kabul edin, sevdiğiniz adam için zaman zaman 'ona katlanın', gerekirse kendi mutluluğunuz için 'alttan alın', sevdiğinizi hep belli edin, ona 'özel olduğunu' hissettirin, 'o benim için yapsın canım bana ne' gibi yarışlara girmeden, ‘ben de para kazanıyorum hiç eyvallahım olmaz’ tavrı yerine yapıcı yaklaşımlar sergilemek illâ ki karşılık bulacak, evliliği çocukla da şenlendirince tadına doyulmaz hâl alacaktır.

Bu konuda söylenecek çok şey var ama bunlar ilk aklıma gelenler, geç kalmadan kendi mutluluk reçetinizi yazıp uygulamaya geçirin olur mu?