14/06/2019
913

ÖZÜNDEN UZAKLAŞMAK

Biraz önce site güvenlik görevlisinin karısıyla karşılaştım. Aramızdaki diyalog:

-Kezbancım nasılsın? Bebek nasıl, ismini ne koydunuz?

-Arya koyduk apla (ama şivesiyle ıryaaa gibi bişey diyo)

-Hımm Arya mı? Peki ne demek biliyo musun?

-Ecnebilerde Türkü gibi bişiymiş apla.

-E 'türkü' koyaydın ya, ne güzel işte!

-Aıyyyyhh apla, kıro gibiii, ne o öööylee (Evet Kezban, sen de İngiliz kraliyet soyundan geliyon zâti, haklısın tabi canım, ne o öööylee!!)

Hadi tamam Kezban etrafındaki hayatlara bakıp özeniyo, kızına 'Arya' ismini takınca geçmişinden, sıkıntılarından kurtulacağını düşünme saflığına sahip; kızının kendince üst sınıf olarak gördüğü insanların yaşamına böyle değil, kafasını kullanıp kazandığı sıfatlarla sahip olabileceğini bilmiyor olabilir tabi de...

Etrafta bisürü bunun başka türevi tipler türedi. Modernleşmeyi özünü kaybetmek olarak gören; içindeki 'kuru-pilav' sevgisini 'suşi sevgisi'yle gizlemeye çalışıp komik görünen, görgüsüz, eline para geçmiş ama paranın elinde olsa 'bunlar insan mı?!?' diye koşarak kaçacağı kesin olan bi grup çekilmez yurdum insanı...

Bi grup daha var, daha vahim, trajikomik; aç olup tahtırevalliyle sıçmaya gidenler! Asgari ücrete hatta sigortasız çalışıp; benim almadığım, taksidini iki yılda ödiyeceği son model, kendinden akıllı telefonuyla servis yapan eeeyy garson çocuk; umarım hayat zenginliğin beyin ve kalbi doldurarak mümkün olcağını öğretir sana!

Ay Kezban, sabah sabah bisürü şey düşündürttün bana; neyyyse bırakıyim de sen git Starbucks kahveni iç; ben 'çifte kavrulmuş Türk kahveme devammm, kıro gibiii' ohh miss!