15/06/2019
678

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HARİKA

Çocuk büyütme ile ilgili çok kitap okumuşluğum var ama her çocuk aslında kendi kitabını yazdırıyor ve gördüğüm şu ki; teorik ve pratik asla birbirine uymuyor. Aynı anda dünyaya gelen ikiz kardeşlere bakıyosunuz; burç deseniz aynı, çevre aynı çevre, anne baba deseniz o da aynı ama ikisi de her yönden o kadar farklı oluyor ki! Bence çocuk annelerimizin dediği gibi huyuyla doğuyor, bizlerce de şekilleniyor. Yani 'çevre' çok etkili çocukların büyümesinde.

Ben 42 yaşındayım ve aynı kuşak arkadaşlarımla hep konuşuyoruz 'biz ödevimizi kendimiz yapardık, annemiz bi bakardı kaçacak yer arardık vs vs' ama şu andaki çevre, bizim büyüdüğümüz çevreden o kadar farklı ki! Biz okuldan geldiğimizde evde şimdiki gibi uyaranlar yoktu. O yüzden okuldan gelince de ödev yapmak bizim aslında şimdiki çocuklardan daha sorumluluk sahibi olmamızdan kaynaklı değil; ilgimizi çekecek şu anki kadar televizyon, bilgisayar, rengarenk kitaplar, oyuncaklar vs olmamasından kaynaklı olabilir mi acaba? Şimdiki şartlarda kendi çocukluğumu ve hayal dünyamı düşünüyorum da, hiçbi kuvvet beni tutamazdı herhalde? Biz sokakta oynayabilen çocuklardık, 'mahalle kültürü' içinde akşam karanlığında dâhi top oynayıp ip atlarken deşarj oluyorduk, şimdi ise tacizcisi, organ mafyası, sapığı derken hangimiz çocuklarımıza özgürce sokakta oynama izni verebiliyor?

Hepimizin tek tip önlükle okula gittiğimiz dönemle, şimdiki gibi her türlü kıyafetin sınırsız olduğu günleri veya Barbi bebeğin ulaşılmaz olduğu dönemden pazarda bile satıldığı bu dönemi karşılaştırıp, çocukları doyumsuz veya markacı olmakla suçlamak doğru mudur?

Her ne kadar izletmesek, yaşatmamaya çalışsak da bu çocuklar sokakta yerde yatan savaş çocuklarını görüp, bombalanma, şehit, ölüm laflarını duyarak yaşarken ve hayatın bu gerçeklerini erken yaşta öğrenirken daha tepkili, âsi, daha saldırgan olmaları çok normal değil mi? O yüzden çocukları yaşadıkları bu dönemin şartlarına göre değerlendirirsek, bize olan tepkileri, isyanları daha çekilir hale gelir inanın.

Onlar henüz 10 yaşındayken sınava hazırlanmak zorunda bırakılan eğitim sisteminin kurbanları; anne babalarının kendilerine yarış atı muamelesi yaptığı, haftasonlarını bizim gibi evcilik oynayarak değil, çoğu anne babasının egosunu tatmin için veya çağı yakalamak için piyano kursundan satranç dersine koşturarak geçiren çocuklar...

Proje ödevi 'bir barometre tasarlayın' olan sekiz yaşındaki bir çocuğu, 'zamanında biz ödevimizi kendimiz yapardık' diye tembellikle suçlamak yerine, 'muhteşem!' eğitim sistemimizi yargılamak daha doğru olmaz mı? O minicik elleriyle bizim alfabe öğrenmeye çalıştığımız dönemde elyazısı saçmalığıyla uğraştırılan çocuklara, 6 yaşında verilen bu sorumluluk ve yorgunlukla huysuzluğu arasında acaba hiç bağlantı yok mu? Gün ağarmadan yollara düşüp servisle okula giden ve akşam eve dönünce bakıcısının karşıladığı bir çocukla; bizim gibi okula yürüyerek gidip, öğlen annesinin evde karşıladığı, akşama kadar sokakta oynama şansı olan çocukları karşılaştırmak sizce âdil midir?

Evde pişen tek tencerede ne varsa yediğimiz, yemezsek aç kalıp fazla alternatifimizin olmadığı 'bilinçsiz' annelerimizin yaptığı nefis ev yemekleriyle büyüyüp doktor olduk. Hormonlu, GDO lu, şekerli, unlu, yasaklı, blw mi, gluten free mi, omega mı, alerjik mi diye delirip değişik menüler ve alternatifler sunduğumuz, dış hayatta da istediği her türlü fast food, kantin ürününe ulaşabilen çocukların 'iştahı neden bizimki gibi değil?' acaba? Biz önümüze konanı itirazsız yiyorduk oysa ki, öyle mi?

Onlar hayatı yakalamak isteyen, kendilerine gelecek kazandırmak uğruna gece gündüz çalışan; istemese de yorgun, stresli anne babaların; bu şartlar altında çocukluğunu yaşayamayan minik savaşçıları. Durumu böyle değerlendirip, çocuklarımıza böyle yaklaşırsak inanın kendinizi daha iyi hissedersiniz. Çocuklarımızın tepkisini, davranışlarını kişisel algılamayıp kendi stresimizi azaltacak ek uğraşlarla rahatlayıp, daha mutlu ebeveynler olursak, çocuklarımız da daha mutlu büyürler.

Evli, mutlu, çocuklu olmanız dileğiyle...