01/08/2019
1639

HUNİLİ DOKTOR'DAN dev hizmet: KARPUZ SEÇMENİN AYRINTILARI

Selaam dostlarım! En güzel yaz meyvelerinden olan karpuz; ne yazık ki genetiğiyle en çok oynanan, hızlıca oluversin diye hormonlanıp, kabakla filan aşılanan günümüzde; iyisinin, sulu ve tatlısının seçimi şart olan bi hâl almıştır.

Ne kadaan iyi yürekli mikemmel bi insamsan demek; sizler için bomba gibi bi kırmızı karpız dosyası hazırladım; artıkın bi kamyon karpız içinde en kırmızı ve datlusu sizindir emin olun! ('Ağbicim biz Adanılıyık, karpızz deriz bilüyün mü???' diyen halk beni de karpız demeye alıştırdı.)

Karpız önemlidir, yüzde doksanı sudur ama şeker oranı yüksektir, bir dilimi ortalama 50 kaloridir, 'diyet yapıyoruuüyumm onun için sadece karpuz yiyoruum' diye ağzınızı geydirerek konuşup, oturup bi karpızı gömerseniz, mâbâdınız karpuza döner tabe... Karpuz bir 'ana öğündür', diyet yiyeceği değildir!

Karpız seçmenin incelikleri:

1) Önce karpızlara uzaktan bi bakın, duygusal bağ önemlidir, inspeksiyonda seçin; palpasyon ve perküsyona geçmeden, fiziksel olarak 3 özelliğe göre elinize alın: (Doktor olmayanlar için it means: önce görüntüsüne, sonra dokunarak ve şaplatarak sesine bakın)

-Karpızın makula decenerasyonu olmalı, yani sarı noktası olmalı ki; karpuzun üstündeki, toprağa oturup olgunlaştığı yer olan 'sararan bölge' genişse, tatlı olma olasılığı çoktur.

-Karpızın sapı kurumuşsa olgun; yeşil ve tazeyse daha kelektir. Sapı kurumuş ve kahverengileşmiş, sararmış olanı makbuldür yani.

-Lopez poposu gibi yuvarlaksa tatlı, Uma Thurman poposu gibi uzun ve yassı ise daha suludur, damak zevkinize göre şeedin artıkın.

-Uzaktan baktınız yuvarlak, sarı benekli, kuru saplıyı beğendiniz, artık perküsyonda matite gelip gelmediğine; yani hani doktorlar karnınıza bir parmağını koyup diğer parmağıyla onun üstüne vurup, vurma sesi dinleyip gaz, karaciğer dalak filan muayenesi yapar ya; ister bu şekilde ister şaplak vurarak mat:tok sesi almalısınız. Ses timpansa yani hava sesi geliyorsa; henüz olgunlaşmamıştır, kelektir. İnsanlar gibi yani; içi boş, hava-cıva, karaktersizler kelek çıkar. Matiteyi aldınız bi de alın elinize şöyle, iyi bi karpızın içi dışı bir olmalı; çok kocaman ama hafifse kabakla cünüp olmuş olabilir, çok ufak ama ağır ağbiyse, kesin içi geçmiştir! Bakınız yine insanlar gibi; içi-dışı bir, kaypak olmayanlar iyidir, tatlıdır öyle diil mi? 'Küçük ve hafif alıyim hepsi yenmiyo zaati boşa para vermiyim' gibi küçük hesapların peşinde koşanlar; hayatın her ânında olduğu gibi kabağı tutar otururlar, küçük, hafif olmasına rağmen tatlı sulu olma ihtimali, Bülent Ersoy un gebe kalma ihtimali kadardır, umarım anlatabilmişimdir!

Şimdik 'hocam, Diyarbakır karpuzu mu, Adana karpuzu mu?' dediğinizi duyar gibi olup kendimi bir ince bıyıklı Tarım bakanı veya kel göbekli ziraat müyendisi gibi hissedip içime ürküntü gelirken cevap veriyorum: Adana karpuzu en erken hasad zamanı ürün verir, daha küçük yuvarlak daha yeşildir; Diyarbakır karpuzu daha geç alır tezgahlarda yerini, çok daha büyük daha sararmış kabukludur; yurdum topraklarında yetişen iki cins de çok güzeldir. Dünyanın en güzel karpuzu bizdeyken İran'dan karpuz; Adana pamuk tarlalarıyla doluyken Çin'den pamuk ithal ediyorsak; oturup ağlamalı; iki karpuzumuzu karşılaştırmak yerine bu konuyu düzeltmeye kafa yormalıyız!!

Bu bilimsel çalışmam sonrası artık 'Bana iyi bi karpuz seçer misiniiiz' deyip eve gelip hüsrana uğramıycak; en güzel karpuzu 'siz' seçip bi de plemses gibi başkasına taşıtabilirseniz, o sulu, tatlı karpuzun keyfine varacaksınız!! Deneyin, görün, bu değerli bilgilerim için bana dua edin; şşşt nereye?, daha karpuz keseceeeidim!!

Not: Unutmayın, efsaneye göre, gece 12'den sonra, dolunayda karpuz yerseniz; Vampirella olursunuz; tööbe pismillah; fotodaki gibi; gece şehri gezip, tezgahtaki tüm karpuzları dişleyerek sabahlarsınız, demedi demeyin!!