11/06/2019
946

DUVARDAKİ TABLOM

Bilgisayar şirketinde ben yöneticiydim, o da teknikerlerden teki. Hayatım boyunca çalışan ben, hep başarılı olmuş, genç yaşta çok yol almıştım ama hiç de birine âşık olacak, sevecek vaktim olmamıştı tâ ki onu tanıyana kadar... Uzun boyu, geniş omuzları, dalgalı siyah saçları ve hep ışıl ışıl gözleri, mahcup gülüşü, bakışıyla kalbimi ısıtmış, ilk gördüğüm anda onunla yaşlanmak istemiştim.

Ailemin hep yüzünü güldüren ben, ilk defa evlilik kararımda onları hayalkırıklığına uğrattım. Ben yüksek mühendis, üst düzey yönetici, o ise benim elemanlarımdan tekiydi, yükselme şansı olmayan bi pozisyonda olduğundan hep benden emir alacaktı. Babam 'kızım, erkekler kadınların önde olmasından, kendilerinden çok para kazanmasından hele ki emir almaktan hoşlanmazlar; bu evlilik yürümez, yapma, herşey dengi dengine' dese de ben ‘aşk’a inandım; 'sevginin, evliliğin kıdemi olmaz, iş ayrı evlilik ayrı, evlilik birlikte kazanmak birlikte başarmak birlikte harcamaktır parayı, zamanı, herşeyi' dedim; onunla evlendim.

İlk iki yıl herşey güzeldi; bölümlerimizi ayırıp iş ortamında çok karışmadık birbirimize, evde de mutluyduk.

Zamanla benim iş yoğunluğum artmaya başladı, eve ondan geç gelip, onu aynı koltukta uzanmış elinde kumandayla görmek, koşarak gelip mutfakla evişiyle de uğraşmak beni kızdırıyordu, bigün canıma taketti:

-'Canım keşke bari sofrayı kursaydın, ben de çok yoruluyorum' dedim, demez olaydım!

-'Tabi doğru, sen evin erkeğisin benden çok çalışıyosun, ben de kadını olayım, tozları da alayım ister misin patroniçem?' gibi laflarla saydı, sövdü, kendimi suçlu hissettim, herşeyi sineye çekip zamanla düzelmesi için dua ederek uyudum.

Bigün gayriihtiyarî kendine aldığı bi ayakkabının fiyatını yüksek bulduğumu söylediğimde, ondan çok kazandığım için böyle konuşmamdan başlayıp saatlerce hiç haketmediğim laflar söyledi yine. Ne yazık ki babam haklıydı; evde erkek senden ne kadar az kazanırsa kompleksi ve huzursuzluğu o kadar artıyordu.

Zamanla işten eve gelip, evde de her lafın altında bişey arayıp laf sokan bi adam benim de ruhumu yormaya başlamıştı. Stres atmak için lisedeki hobime geri döndüm; suluboya resim yapmak beni rahatlatıyordu. En azından fırçayı elime aldığım zaman diliminde ne işi, ne kocayı, ne bana evlenirken karşı çıkan babayı, ne hayatın acımasızlığını, hiçbişey düşünmüyordum.

Bigün bi resim yaptım; dağın başında bi kadın, en tepede, zirvede ama yapayalnız. Başka bi resim yaparken bi anda oluşan bu resim işte ‘ben’dim. Hayat öyle garipti ki, o zirvede olan ben değil, kocam olsaydı eminim bu evlilik çok güzel yürürdü. Erkeklerin ne garip bi egosu vardı; içgüdüsel bi tutum muydu yoksa toplum, yetiştiriliş tarzı mı bu düşünceyi dayatıyordu bize... ‘Erkek daha çok kazanır, erkek önde olmalı yoksa karısı ezer, koca yerine koymuz onu’. İnsan güçlü ve başarılı olduğu için mutsuz olur mu, ben mutsuzdum. İlk defa bi resmi yatakodamın duvarına astım, uzun uzun baktım.

Şirkette bi eğitim programı düzenlendi, onun haberi olmadan gerekli kişilerle konuşup stajyerlere dersi, onun vermesini sağladım. Bu çalışmanın, bişeylerin başında olma hissinin ona iyi geleceğini düşündüm. Gerçekten de öyle oldu; eve geç gelmek, gelince de çalışmak, birilerine bişeyler öğretmek ona iyi gelmişti, gerginliği gitmiş, o daha huzurlu, ben daha mutluydum, bikaç ay böyle geçti.

Bi iş gezisi için yurtdışına on günlüğüne gitmem gerektiğini, daha önceki tavırlarından çekinerek söylediğimde bile o kadar sevecendi ki; onun bu halini ben de çok özlemiştim, uzun uzun seviştik, koklaştık, öperek uğurladı beni. Aylardan sonra eve dönmek için sabırsızlanma ve kocamı özleme hissi ne kadar da güzeldi!

Almanya’ya gideli bi hafta olmuştu, şirkette birlikte çalıştığım dönem arkadaşım Cavidan beni aradı. Beni çok sevdiği, iyiliğimi istediği türündeki laflardan sonra konuya girdi. ‘Kocan ders verdiği stajyerlerden biriyle çok samimi haberin olsun, kızın ismi Alya’ diye. Hemen her kadın gibi ben de önce kabullenmedim, inanmadım zaten Cavidan hep böyleydi, kesin abartıyordu bişeyleri. 'Benim kocam yapmaz, tamam gereksiz çıkışları filan var ama düzgün adamdır; hem beni seviyo, herşey de gitgide düzelicek' dedim kendi kendime...

Kalbim isyan edip kabullenmese de bi taraftan meraktan ölüyordum, ‘kimdi bu kız, stajyer ise yeni mezundur, o yaşta bi kızı tööbe saçmalama yav, senin kocan düzgün adamdır, naapsın o yaştaki kızla, güzel mi ki?'. Sonra hiç kullanmadığım face'ten bulur muyum acaba diye Cavidan'ın söylediği ismi girdim. 7-8 kişi çıktı, biriyle ortak arkadaşımız vardı: kocam. Kızın fotoğrafına bastım, büyüttüm; işte o an kafamdan kaynar sular boşaldı. Yüreğim yerinden çıkarcasına atarken, gözlerim karardı, nefes alamadım. Fotoğraftaki kızın tam arkasında, benim yaptığım o resim vardı; o kız, benim yatak odamdaydı ve bunun başka hiçbir açıklaması olamazdı, benim kocam için Cavidan’ın söyledikleri doğruydu; beni aldatmış,hem de seviştiğimiz, birlikte uyuduğumuz yatağa bi kızı götürecek kadar alçakça yapmıştı. Kendi ellerimle yapıp duvarıma astığım resim, bana gerçeği haykırmıştı; o tepedeki yalnız kadın tüm bunları haketmiş miydi peki? Aşka inanması yanlış mıydı, ailesinin uyarmasına rağmen yaptığı yanlış bi seçimin cezasını böyle mi çekmeliydi, bunların cevabını vermek çok zordu gerçekten.

Tek celsede boşandık. Ben kendimi işime gücüme verdim, yalnızdım ama huzurluydum artık. Başarmaktan korkmuyor, kaybettiğim kişiliğimi yeniden kazanıyordum. Öyle kırılmıştım ki bi daha evlenmeyi hiç düşünmedim; ona mı noldu? Kendine hayranlık duyan, egosunu tatmin eden o kızla evlendi, muhtemelen çok da mutludur. Evde onu bekleyen, ondan az şey bilen, az kazanıp ona bağımlı olan bi kız; bu kompleksli karakterdeki adama belki benim gibi güçlü, eyvallahı olmayan bi kadından sonra ilaç gibi gelmiştir, kim bilir?

Çevremde benim gibi doktor veya güçlü, başarılı hatunların; dağın tepesinde yalnızlıklarını sonsuza kadar paylaşıp her şartta ellerini tutacak, kişilikli adamlarla birlikte olmalarını dilerim. Eğer öyle değiller ve size mutluluk huzur vermiyorlarsa; eminim o zirveye çıkan güçlü kadın kendine verilen ‘tek’ hayatın değerini bilir, gereğini yapıp o da mutlu olur, uygun bi seçim yapan eks kocası da...