13/06/2019
1304

ERKEKLERİN DÜĞMELERİ

Daha önceki bir yazımda aslında her erkeğin bi düğmesi olduğunu, o düğmenin yerini keşfedince son derece basit yapıları olup kullanıma hazır hâle getirilebilceklerinden bahsetmiştim.

Peki nerde bu düğmeler, nasıl bulunur, nasıl açılır?

ANA AÇIŞ DÜĞMESİ: Biliyosunuz cihazların bi ana düğmesi vardır, önce o ‘on’ düğmesi açılıp sonra açış düğmesine basmak gerekir. Eğer fizyolojik, anatomik bi sorunu yoksa her erkeğin ilk açış düğmesi, iki bacağının arasındadır. Bu bölgedeki düğmeye bastığınızda asıl makine açılır; başka bi deyimle istediğiniz diğer her düğmeyi bulun açın, ana düğmede bi yetersizlik, uyumsuzluk, temassızlık varsa mimmkin diil diğer komutları veremezsiniz. Aslında kadın-erkek ilişkisi veya evliliğin temelinde, tarafların hemcinsleriyle yaşayamıyacağı tek şey cinsellik olduğuna göre, erkek pek de haksız sayılmaz. Yanlış anlamayın, sıralamadan bahsetmiyorum, önce yatağa atın demiyorum, siz bilirsiniz tabi de, günümüz şartlarında ilk yatakta başlıyan ilişkilerde sanki güven sorunu olabilir, duygusal ve ruhsal anlamda tanıma döneminde bi gizem yaratmak, gösterip vermemek, beklenti, arzulama, hazzın ertelenmesi gibi duygular ilişkiye daha enerji ve heyecan verebilir...

FRONTAL BÖLGEDE ON DÜĞMESİ: Bu tarz erkekleri ancak aklınız, kıvrak zekanızla etkileyebilirsiniz; çoğumuzun kocası, sevgilisi bu gruptadır ki bizim gibi akıllı hatunlar seçmişler. Evet illâ ki zekâ, sohbet, muhabbet istese de bu adamlar, kökeninde taşıdıkları o garip XY kromozomu kaynaklı herşeyi başarabilecek akıl ve güce, beceriye de sahip olsanız, ona olan bağımlılığınız ve övgüleriniz, onsuz bişey yapamıyacağınız düşüncesinden mest olurlar. Yüzlerce kez dediğim üzre, erkeğe iş bırakın, ona güçlü olduğunu hissettirin; bişeyleri beceremeyin onun becerebilceğini söyleyip övün onu, onunla gurur duyun. İnanın iş buyuran kadını ‘kadın’, her işi kendi halledeni bi süre sonra ‘asker arkadaşı, kankisi’ olarak görüyolar. Yani her ne kadar saf salak miniş tavırlardan hoşlanmayıp sizi eş olarak seçseler de, frontal bölgeye bi sıvazlama, küçük bi öpücük, övgü, inanın hepsinin hoşuna gider.

GASTRİK BÖLGEDE ON DÜĞMESİ: Evet gerçekten bu cinsin kalbine giden yol oral bölgeden başlar, mideye doğru yönlenir. Bu cinsi mutfakta yaptıklarınız ve hazırladığınız nefis sofralarla hipnotize edip her istediğinizi yaptırabilirsiniz. Genelde balkon göbekli olan bu erkeklere ‘yeme’ derseniz düşmanınız olur, sağlıksal nedenlerle bile yeme derken ılımlı olmalı, dozu yavaş yavaş azaltmalısınız. Bu cinsi evde tutmak için güzel yemekler, meze sofraları, atıştırmalıklar yapmazsanız, dışarda yeyip içer, çünkü yemeden yaşayamaz. Eğer siz yaşamak için yiyen, yemekle işi olmayan biriyseniz işiniz zor tabi ama yapcek bişey yok, sevgi yemektir aman yaaani sevgi emektir...

HEPATİK BÖLGEDE ON DÜĞMESİ: Bu erkekler içmeyi, rakıyı, mezeyi, meze sofrasında muhabbeti severler. Eğer onun sâki’si olup biten birasını getirip, çok sevdiği muhabbet ortamını kurarsanız size âşık olur, birlikte muhabbetin tadına doyulmaz. Evde sık sık arkadaşlarını yemeye, içmeye çağırır, kendinizi yormadan ona da iş vererek bu zevkini tatmin edin. Herşeyi üstlenmeden, sofranızı eksiğiyle eleştirmeyip ne varsa önlerine koyabilip saatlerce muhabbet edebilceğiniz dostlar kazandıysanız hayatta, eşinizle de sohbetli, muhabbetli, mutlu mesut yaşar gidersiniz.

GÖBEK BAĞINDA ON DÜĞMESİ: Bu erkeklerin göbekbağı analarından hayatboyu ayrılamaz. Kendi ailelerinden kopamadıkları için aile kurmakta güçlük çeken bu tipleri annesine, kardeşine vs laf edip söylenerek daha da çığırından çıkarırsınız, yapmayın! İşte bu bağlamda adamın yanınızdayken on düğmesi neresindeyse onu aktifleyerek size ve eve bağlarsınız. En anneci olmayan erkek bile iş ‘senin annen böyle’ ye gelince haklı olarak savunmaya geçer, en büyük hatadır bu, aileleri karşılaştırmak. Bu adam evlendikten sonra böyle değildi ki, illâ ki annesine çok düşkün olduğunu, kararlarını annesiz veremediğinin sinyallerini evlilik öncesi vermiştir. Ammann bekar kızçelerim dikkat, bu bağlamda uyanık olun; aileye düşkün olup aile kavramına önem vermekle, erişkin olarak her kararını ailesine bırakıp, kendi ayakları üstünde duramamak çok farklıdır, karıştırmayın! İkinci gruptaki tipler hayatları boyunca ailelerinden kopamaz, evdeki eşya seçimine bile onları dâhil ederek sinirinizi zıplatırlar.

Adam evinde huzurluysa, illâ ki kendi yuvasına dönecektir tercihleri. Ama bu aşamaya gelinceye kadar lütfen ona ailesini kötülemeyin, bırakın ilgilensin onlarla, evdeki huzursuzlukla onu daha çok ailesine itersiniz. Ama tabi her çabanıza karşın adam kurduğu aileyi herşeyden öte tutamayıp koca ya da baba olmayı öğrenemiyorsa bi patoloji var demektir.

Bu her erkeğin ana düğmesi yani güç kaynağı düğmesinden de azıcık bahsetmek şart tabi. Cinsellik yaşanarak öğrenilen, partnerin zevk noktalarını, tarzını, beklentilerini keşfettikçe güzelleşen bi duygudur. Daha önce de konuştuk, kendi kocasından utanan kadınlar veya karısına komik ya da anlamsız, sapıkça geliceğini düşündüğü için fantazilerini paylaşamayan çiftlerden, renkli cinsel hayatlar beklemek tabi ki yanlıştır. Her zaman dediğim gibi; evde bakımsız, darmadağın vaziyette bi kadın veya beyaz atletli bir erkekten ne kadar aşk böcüğü olur, tartışılır. Hep sorulur ya ‘kimin için süsleniyosunuz?’. Madem kocana, sevgiline süsleniyosun sana demezler mi tüm gün dışarda iki dirhem bi çekirdek dolaşıp da eve gelince koca ve çocukların yanında neden çekirdekli muşmulaya dönüyosun diye?? Ne kendin ne o-bu için, ‘hayat’ için süslenip, hayatına sevgili saygılı, onu güzelleştirmek için hevesli, çabalı olursan hayat da sana bonkör davranır. Seni mutsuz eden şeylere söylenmek yerine bişeyleri düzeltmek için çaba verip, stresini atacak ek uğraşlar bulduğunu, her ortamı her ânı keyifle yaşadığını gördükçe, hayat da sana güler.

Partnerini mutlu etmek yanında ‘kendin zevk almak için’ sevişirsen ancak mutlu bi birliktelik yaratırsın. Tak fişi bitir işi, bi zorunluluk, görev gibi, önceden planlı, kurallı olursa heyecanlı ve kuralsızı yaşamak için dışarda arayışlar başlar. Kısacası ana enerci düğmesini iyi kullanırsanız, adamı da kullanabilirsiniz!

Okuyup da ‘ben niye onun düğmesini arayıp bulayım, uğraş veriyim yaaa o uğraşsın’ diyen saçaklılar var, onlara sesleniyorum. Eğer bu boku yiyip evlendiyseniz düğmeleri bulmalı, hele bir de çocuk yaptıysanız bulmak için çabalamak zorundasınız!‘Yok benim kimseye eyvallahım, çekemem, uğraşamam’ diyosanız çocuk yap maaa yıııın! Evlilik taktiksel bişeydir, bu zekâyla on-off düğmesi olacak kadar basit yapıdaki erkekleri mi çözemiyceksiniz, inanmam! Çok patolojik, kişilik ya da ahlak sorunu olanlar dışında karşılıklı ürik asit yarıştırmak yerine bi adım siz atın, siz açıyosunuz düğmeyi o mu kapatıyo, inat etmeyin bi daha açın, inanın o döngü kırılcak, eve huzur gelecektir. ‘Ben de çalışıp para kazanıyorum onu mu çekicem, çarpar kapıyı giderim' deme lüksüne sahip olmak için anne olmama hakkını kullanmalı, anne olduysan da ailen için çaba vermelisin.

Ama, her çabaya rağmen,’benden günah gitti, ben de hatalarımı düzeltip herşeyi yaptım, vicdanım rahat ama ilişki bitti’ diyosanız da durum şöyle: Off düğmesini bir kez indirdiyse taraflar, artık sevgi, saygı, güven yoksa; çok da uzatmamak lâzım! Ben bu sürecin sakız gibi uzayıp toparlanan, yeniden güvenin kazanıldığı bi ilişki pek görmedim, tabi aile terapistleri bana kızmasın illâ ki vardır. O yüzden iyice düşünüp taşınıp karar vermeden nolur ‘off’ u kullanmayın, her tartışmada ayrılığı gündeme getirip düğmeyi yalama yapmayın, her çabaya rağmen off, tık, bitti... Yeni makinalara bakın, bakmayın, size kalmış; ama nolur kurcalamayın artık, birlikteliği beceremediniz ayrılığı bari becerin, bitişler tabi ki kötüdür yoksa hiç bitmezdi öyle değil mi; ama hayat bu, herşey insan için, kabullenin, sevgi-saygı bâki kalsın...