16/06/2019
1590

ADRENALİN BAĞIMLILIĞI

Çağımızda gün geçmesin ki gençler arasında yeni hastalıklar, bağımlılıklar türemesin. Mesela bu başka dertleri olmayan gençlerimiz; hayatlarını tehlikeye atacak, aklıselim bi insanın asla yapamıyacağı garip şeyleri yapıp, adrenalinlerini yükseltip yaşadıkları heyecan, gurur, kendine güven, takdir edilme gibi duyguların karışımı olan bu değişik hissin bağımlısı oluyorlarmış!

 

E be evladım, ayağına lastik bağlayıp uçurumdan aşağı bırakıyosun ya kendini; bırak Allaaseen bungee jumping neymiş; olabiliyosan doktor olsana!! Bizim her günümüz ayrı adrenalin, nasıl mı?

 

Anestezist ol: 3 kiloluk el kadar bebeği ameliyat için uyut, milimetrik bi tüpü bebeğin ağzından milimetrik bi delikten geçirmen gerek. Bu arada saniyeler içinde çocuğun renginin morarmaya başladığını görüp nabız sayısının gitgide düştüğünü duyarken, eğer geç kalırsan bebeğin beyin fonksiyonlarının yokolacağını ve hatta ölebileceğini bilerek akciğere o tüpü sok bakiiim! Kendi canını tehlikeye atmak senin bileceğin iş de, dışarda sana çocuğunu teslim eden bi annenin kollarından evladını alıp, dakikalar içinde bebeğin ellerinden kayıp gitme riski nedir biliyo musun: adrenalinin vicdanla dansıdır! Üstüne o tüpü sokup saniyeler içinde bebeğin renginin çilek gibi kızarıp düzeldiğini görünce yaşadığın; rahatlama, mutluluk, yaptığın işin tehlikesinin bikez daha farkına varma duygularının birleşimi o his var ya... Hiç beklemediğin bi anda, ameliyatta herşey normalken saniyeler içinde gelişirse tüm bunlar, gör bak adrenalin neymiş, bungee jumpingmiş, peeeehhh!

 

Beyin cerrahı ol: Beyin ameliyatına gir, anevrizma baloncuğu karşında saatli bomba gibi dursun. Bi elinde klips, karşında patlamaya hazır baloncuk, yanlış bi hareketinle hastanın öleceği veya sakat kalacağını bilerek tut nefesini, amman dikkat elin titremeden klibi saniyeler içinde uygun yere koyup hastanın her an patlamaya hazır bi bombayla yaşama riskini yok et bakalım! Heyecan ve bi insanın hayatını kurtaran kahraman olma hissi... Heey o yüksek kulenin korkuluklarında paten kayan genç çocuk; sen hiç böyle mükemmel bi his yaşadın mı, bi düşün bakalım!

 

Kalp damar cerrahı ol: Dakikalar içinde göğüs kafesini kesip kalbi avucunun içinde sıkarak hastanın kalbi sen ol, milimetrik damarları hızla ucuca dikip ölümü hastadan bypass etmeye çalış. Dünyanın en yüksek binalarına elleriyle tırmanan adam bi bakar mısın, o avuçların içinde kendinin değil, hayata tutunmak isteyen başka birinin kalbi atıyor ve duran bi kalbi yeniden çalıştırabiliyosan, yaşadığın duyguları hayal edebiliyo musun, adrenalinmişşş komik olma lütfen!

 

Acil hekimi, acilde nöbet tutan bi hekim ol: Her gece saatle yarış, insanlara yardım etmeye çalışırken bi de üstüne psikopat hasta yakını sana silah çeksin, darp etsin, minnet beklerken cinneti gör; herkes üçüncü uykusundayken sen kalp masajı yap, gece boyunca heyecan, pişmanlık, isyan, sevinç, korku, hüzün hepsini bi arada yaşa bakalım! Şşşt kaykayıyla binalar arasında atlayan çocuk sen ölürsen nolur, aptalca zevkleri uğruna yaşayan biri ölmüş olur, o kadar... Bi hekim olması gereken yerde ve zamanda olmaz, yapması gerekeni yapmazsa kaç kişi ölür, bu ne büyük bi sorumluluktur, bilir misin?

 

Kadın doğum doktoru ol: Doğumda rahmi yırtılıp kalbi duran bi anneye dakikalar içinde müdahale ederken, anestezistle birlikte bi çocuğu annesiz ya da bi anneyi çocuksuz bırakma korkusuyla azraille yarışmak nasıldır, düşünsene, ne heyecan, di mi ama?

 

Çatışmada ağır yaralanmış gencecik bi asker kanlar içinde ameliyat masasına alınınca, aynı yaşta evladı olan bi cerrah o vatan evladını kurtarmak için çabalarken; adrenalin, üzüntü, isyan, yakarış ne duygular yaşar bilir misin? Ya vatanı kurtarmak için nerden, ne zaman ateş açacağı belli olmayan kurtların kucağına bırakılan genç evlâdın, mayına basınca yaşadığı adrenalini bi düşün, düşün de hayatının değerini bilmediğin için utansana be çocuk!!

 

Evet 'adrenalin bağımlıları' bu yazımda sözüm sizlereydi; madem heyecan istiyosunuz; ülkenin en yüksek puanlı üniversitesine girip hayat boyu çalışıp, adrenalin yanında tüm bu duyguları yaşamak için doktor olsanıza!! Zaten Türkiye’de doktorluk yapmak da bi çeşit bağımlılık gibi, öyle değil mi? Ömrünü doktor olmak için veren, bu arada başka hiçbi konuyla ilgilenecek vakti olmayan bi hekim, canına tak etse de başka ne iş yapabilir ki? Bağımlıdır artık bu mesleğe, ölene kadar bağlıdır mesleğine...

 

Dağın zirvesinden denize doğru yamaç paraşütü yapanlara, bi anestezist olarak yeniden ve zevkle söylüyorum: Adrenalinmişşş, peeehhh!...