29/06/2019
1337

AH İSTANBUL, İSTANBUL OLALI...

Yıllar önce, mecburi hizmet için ben Batman'da eşim Diyarbakır' dayken yeni evliyiz, henüz çoluk çocuk yok, çok sıkıldık, bikaç gün biyerlere kaçalım dedik. Haftasonlarım Batman- Diyarbakır arası dolmuşlarda geçiyor, terör ne yazık ki yine gündemde, havasız tıkış tıkış, yol boyunca şemmaame çalan, iki adımda bir jandarma kontrolü yapılan bu dolmuşlardaki anılarımdan bi chapter yazılır, o kaaa nefis günler... Durum böyle olunca 'medeniyet görelim, köy ortamından uzak, bikaç gün geçirelim' dedik ve İstanbul'a gitmeye karar verdik. Bu arada eşim de ben de Ankaralıyız ve İstanbul'u hiç bilmiyoruz, sadece kongre için gidip döndüğümüzden; müze, turistik yer filan da gezer akşamları da boğaza nâzır rakı balık yaparız diye karar verdik.

İstanbul'da yaşayan bir arkadaşımı aradım, nerde kalalım, gezi planı oluşturalım diye; bana 'ben size Nişantaşı'nda bir butik otel ayarlarım, taksiyle gidin her yere ama burda taksiler yabancı olduğunuzu anlarsa çok dolandırıp kazıklar; sana bir kaçak taksi no su vercem; onunla her yere gidersiniz' dedi. İstanbul' a indik, yıllarca Ankara'da yaşayan biz, artık yıllardır doğuda ne yaşadıysak; bi köyden indim şehire modundayız, sankim bütün insanlar üstüme üstüme geliyo; ürkek bi ceylan gibi bakıyorum etrafıma... Arkadaşım 'kapkaç çok, çantana sahip ol, cebinle ortalık yerde konuşma alıp kaçarlar; gece ara sokaklara yalnız girme şaaparlar' filan öyle bi doldurdu ki ben herkese potansiyel hırsız, kapkaççı, seri katilmiş gözüyle bakıyorum.

Neyse Nişantaşı'ndaki otelimize gittik, sıkı durun, otelin konsepti: Köy ortamı!! Sen medeniyet görmeye kalk Batman'dan İstanbul'a git; her tarafta içi doldurulmuş tavuklar, inekler, kahvaltı yeri köşesinde bir kümes... İnsanlar ineğin önünde foto çekiyo; lan beni sabah o ineğin bizzat canlı hâlinin sürüsü yolculamış buraya; burdakiler de ineğe dinozor muamelesi yapıp fotoğrafını çekiyolar ya la, teeyeellam...

Odamıza çıktık, turumuza başlıycaz ben taksi çağırayım didim, kayıtlı no larımdan taksi yi bulup aramaya bastımmmm kii, tam o an daha önce de taksi geçen kayıtlarım vardı o aklıma geldi, bu o muydu ki diye düşünürken telefon açılınca aramızdaki diyalog:

Ben: Alo iyigünler, kaçak taksiyle mi görüşüyorum acaba?? (yeminlen niye böyle didim, nası didim, İstanbul'un havası mı benim devreleri yaktı bilmiyorum?

-.....(cevap yok tabisi) ben ısrarcıyım, adam kaçak mı değil mi ona göre çağırcem ayol arkadaşım dikkat et taksilere dedi:

-Alooo korsan taksiyle mi görüşüyorum? (.ıçtın bi de sıva Figen!)

-Abla yaa taam bi daha sorma, öyle demeyeydin iyiydi, adresi verin, beyaz bir palio göndercem kapıdan alacak sizi...

Telefonu kapadım, eşimle gözgöze geldik, adamceyizde 'iki ay önce evlendiğimizde çok da akıllı, zeki görünüyodu, evlilik aşkı değil beyni mi öldürüyo ki acep?!?' yüz ifadesi var haklı olarak! 'E ama canım burası Diyarbakır- Batman değil, koskocaaa İstanbul, ben öğrendim herşeyi sen bana güven'!.

Sonra ne mi oldu; kaçak taksimiz geldi, palio, ilk defa yasadışı, esrarengiz bi iş yapıyo olmanın da helecanını duyan ben çıkardım elime tur planımı, en havalı hâlimle 'Topkapı Sarayı lütfen' didim, turumuza başladık. Biliyosunuz hacı hacıyı Mekke'de, deli deliyi herbiyerde bulurmuş; müzede beni bulan delilerle aramızda neler geçti; aaah ah o yerebatasıca Yerebatan Sarayı'nda neler yaşandı, hepsi 'İstanbul'a Bir Denişik Seyahat' yazımla yakında sizlerle olacak! İstanbul'da yaşayan tüm insanlar, sizler bence birer kahramansınız, orda yaşanır mı beya!!!