10/06/2019
1260

ÇERKESLER ve AT

Selamlar dostlarım! Daha önce de bahsetmiştim ben bi Çerkes kızıyım, atalarım Kafkasya'dan sürülmüş, anne tarafım Kayseri Pınarbaşı, baba tarafım Ankara Gölbaşı taraflarına yerleşmiş. Şu an Türkiye'de yaklaşık 2 milyon Çerkes olup, Çerkesler kendilerine ait gelenek, görenekleri, dil ve kültürleri, sürülerek gelip azınlık olarak hep mücadele verdikleri için çalışkanlıkları, yemekleri, kadın-erkeğin birlikte karşılıklı geldiği; kadının zerafeti erkeğin savaş ve gücü, hakimiyeti temsil ettiği muhteşem danslarıyla bilinirler.

Tarihte Çerkesler ata olan tutkularıyla ünlenmiştir. Kafkasya'nın dağlık alanlarında Ruslar'ın yoğun baskısıyla hayatları at üstünde göçlerle geçtiğinden at onların can yoldaşı olmuştur.

Çerkes denince 'at hırsızlığı' sözü geçer ya, Çerkesler bunu bi hakaret değil iltifat olarak sayarlar. Atı zorlu bi yerden hükmederek alıp getirebilene kız verme geleneğinin belki halk arasında yayılıp bugüne geliş şeklidir bilinmez; ama at çalan bi Çerkes delikanlısına hakim neden çaldığını sorunca cevabı 'Çalmadım ki, Tanrı deveyi Araplar, eşeği Acemler atı da biz Çerkesler için yaratmış, onu ait olduğu yere götürüyorum' olmuş. Aslında dünyanın dört bi yanından göçeden, sürülen, hayatta kalmaya çalışan her etnik grubun geldiği coğrafi koşullardaki mücadelesi sonucu şekillenmiş gelenekleri; hikayeleri, fiziksel özellikleri, yemekleri bile... Çerkesler aç kalmış, buldukları buğday, patatesle hamura basmışlar (velibak, haluj, hinkel), ara ara avladıkları hayvanları da katıp etli hamurlu yemekler yapmışlar.(cıngırdiş, kırniş, krüso).

Durum böyle olunca Çerkeslerin geleneklerinde de at önemli yer işgâl etmiştir:

-'Şı' hem at hem erkek kardeş anlamına gelir.

-Çerkesler mahmuz kullanmazlar. Ata acı vermemek için, sadece sembolik olarak ellerinde ucu yumuşak deri uçlu kamçı taşırlar. O yüzden kamçı, sevgiliye verilen çok özel ve değerli bi hediyedir.

-Saygı ve etiğin çok önemli olduğu geleneklerde, yaşlı ve kadınların önünden atla geçilmez, durulup o kişi izin verinceye kadar ona yürüyerek eşlik etmelidir. Atın üstünde yaşlı ve kadına selam verilmez, mutlaka attan inilip, atın yanından konuşulur.

Küçüklüğümden beri akordeon sesi, kafkas ezgisi hep evde olmuştur, o yüzden bu dansı izlemek bana hep çocukluğumu, sevgili ailemi hatırlatmıştır. Tıpkı Karadenizli birinin kemençe, Diyarbakırlı birinin davul sesiyle coşması gibi... Memleketimizin her yeri ayrı güzel, ayrı bi kültürle yoğrulmuş, ayrı çabalayışlar, ayrı yakarışlar. Ama aynı bayrak altında, Atatürk'ün izinde ayrı enstrümanların muhteşem uyumunun muhteşem ezgisiyle, birlikte dans edebileceğimiz günlere kavuşmak dileğiyle hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.