10/06/2019
996

ÇOCUĞUN DUASI

32... Bu ne mi? Benim yaşım, ne yazık ki... Hangi ara tıp fakültesini bitirdim, TUS, ihtisas, mecburi hizmet. Daha yeni özgürlüğüme kavuştum; 32 yıldır elimi kilitleyen devlet şimdi bıraktı; 'git artık naaparsan yap' dedi ama hizmet puanımla istediğim yere gitmem mümkün değil ancak istifa edip özele geçebilirim. Öyle koştur koştur annemlerin yanına dönmeme ne gerek var, bu yaşta hem de! Ooof ki ne offf!!

Doktorum, iyi bi insanım, güzel olduğumu söylerler, giderim var en azından, eğlenceliyim, becerikliyim e ben niye yalnızım yaaa? Tamam evlenme meraklısı değilim ama keşke gözüm açılmadan birini seçeydim; nasıl olsa hepsi aynı bok diyolar şöööyle az boklarından tekiyle yaşayıp giderdim beyav! İyiler kapılıyo; bu yaşta gelenler ya yaşlı, dul, ya evliliği hiç düşünmeyen kazanova, ya da gay filan... Nasıl bulcam ki sevip ömür geçirebilceğim birini?? Amaaaan koy götüne gitsin napıyim, kısmet; mutsuz bi birliktelik olcağına varsın mutlu bi yalnızlık olsun.

Bu ruh halinde hastaneden çıktım, arabama bindim ki dün gece yapılcaklar listeme aldığım işim aklıma gelince direksiyonumu çarşıya doğru kırdım. Haftaya bayramdı ve bikaç çocuğu bayramlık kıyafetle sevindirmenin; bir çocuğun yüzündeki o ifadeyi görmenin dayanılmaz hazzını yaşamayı çok seviyordum. Çocuk kıyafetleri seçerken, bilinçaltım ‘niye kendi çocuğuma almıyoruum’ diye isyan ederken kendime verdiğim güzel bi kaymaklı ekmek kadayıfı ödülüyle yine toparlandım; eve dönüş yoluna çıktım.

Kırmızı ışıkta beklerken yandan minicik bi elin satmak için selpak uzattığını görünce döndüm ki; bi çift ipiri yemyeşil göz, yıkanmamaktan grileşen ama süt gibi olduğu belli bi ten, kaşlarına değen upuzun kirpikleriyle sürmeli küçük kız çocuğu tüm masumiyetiyle bana bakıyordu. Arabamı hemen sağa çekip indim, şaşkın şaşkın bana bakan yavruya ‘bak sana bayramlık elbise aldım, bunları giyersin tamam mı?’ dediğim anda... Hani yağmur yağarken birden durur, güneş bulutların arasından süzülür tüm grilikler kaçışır ya işte ben o yavrunun gözünde o güneşi gördüm. Elbiseyi kendi elinden sakınıp zarar vermeden önüne tuttu, sevinçle bi tur döndükten sonra ‘abla çok mutluyum, Allah da seni mutlu etsin; gönlündekini versin sana’ gibi; kendine öğretilen bikaç minnet sözünü söyleyip koşarak uzaklaştı; ben de birini mutlu edebilmenin huzuruyla evime gittim. Ohhh yarın tatil, duş alıp, en sevdiğim ritüelimi yaptım: kitabımı okurken uyuyakalmak. Okudum, okuduum, gözlerim ağırlaştı, solunum derinliğim arttı, deriin bi uykuya daldım.

Sabah uyanırken burnuma nefis hamur kokusu gelince rüyamda pazar sabahları bu kokuyla beni uyandıran annemi görüyordum. Sonra zorla gözümü açtım; vay arkadaş bu nasıl bi yalıtımsa sabaha kadar tepişen üst kat komşularımın inleme seslerine bi de sabah hamur işi kokusu ile biyerim şişme ihtimali eklenmişti. Kalktım, yüzümü yıkarken mutfaktan sesler duydum, ahanda ölcem dedim önce, sonra toparlanıp komidininin çekmecesinden biber gazı fısfısımı alıp yavaş yavaş mutfağa doğru ilerlemeye başladım; yaklaştıkça mis gibi sıcak ekmek kokusu artıyordu. Nefesimi tuttum, bacaklarım zangır zangır titrerken bağırdım:

-Kim var orda? İçimden besmelemi çekip mutfağın kapısını açtım kiiiii aman Allahım, o da ne!!

Dalgalı siyah saçları, bakınca seni içine çekecek derinlikteki gözleri, içine gömülesi gamzesi, müthiş gülüşüyle hep hayalimdeki erkek; kot üstü tüm anatomi, kaslar üstünde pratik yapılası çıplak bedeniyle elinde fırın tepsisi bana gülerek:

-'Oooo prensesim uyanmış, en sevdiğin zeytinli ekmekten yaptım hadi kahvaltı yaparken konuşuruz' dedi. Sanki yıllardır beni tanıyo, mutfağımda olması çok normalmiş doğallığında.

İşin garip yanı yıllardır hayalimde yaşattığımdan olsa gerek ben de onu çok net tanıyo gibiydim, değil korkmak; gidip o kasların arasına kafamı gömüp sarılıp ‘yıllardır seni bekliyorum, nerde kaldın?’ diyesim geldi.

Kahvaltıya oturduk; sıcak zeytinli ekmeğin üzerinde eriyen şu an tereyağ yerine bendim. Çayını yudumlarken, fincanın üstünden o hayatta gördüğüm en güzel bi çift göz, gözlerimin içine baktı:

-'Ben ‘çocuk duası kabul servisinden Ali’. Dün yolda durup bi çocuğu çok sevindirdin ya, onun o an duası bize iletildi; sevdiğin, hayal ettiğin kişiye ulaşıp yalnızlığını gidermekmiş isteğin, işte görevim bu; birlikte inan çok mutlu yaşıycaz' dedi.

Ben ağzım açık 'nassı yani yaaa' diye düşünürken;

-'Bi erkekte hayal ettiğin tüm özellikler bende mevcut olduğundan herşey güzel olacak, korkma, artık benim yanımda hiçbişeyden korkmana gerek yok' derken gelip alnıma sıcacık bi öpücük kondurdu, ‘şimdi ben gidiyorum, zengin ve başarılı oluşumu dilemişsin; bi şirkette üst düzey yöneticiyim, zaten sen işini gücünü hallet, planımızı yapıp nerde yaşamak istersek oraya taşınırız hayatım’ derken üstüne gömleğini geçirdi, ‘şimdi gitmem lazım akşama hazır ol, seni yemeğe götürcem’ dedi ve çıktı. Pencereden lüks jipine binmeden ona baktığımı hissetmiş gibi gülerek bana el salladı, hızla uzaklaştı.

Ben tabi ki şoktaydım, gittim soğuk suyla yüzümü yıkadım, meme uçlarımı sıktırıp ağrılı uyaran verdim kendime. Yok rüyada değildim; zeytinli ekmeği ısırdım, mutfakta çalışırken elini sildiği örtüyü kokladım, ohhh evet vallaha da billaha da gerçekti, benimdi o, bana gelmişti, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ilişkiye nihayet kavuşmuştum işte!

Öğleden sonra kalktım, saçlarıma maşayla dalga yaptım; dolabımdaki hemen herşeyi gözden geçirip alıp da bi türlü giyemediğim siyah kalem eteğimi, üstüne derin V li beyaz gömleğimi giydim; stilettolarım ve hafif makyajımla aynada kendime baktım, uzun süredir bu hissi yaşamıyordum, güzeldim be! Parfümümü pısst latırken kapı çaldı; açtım ki ‘hey heeeyyyy öleem öleem tilililili enivici vokkey vici vokkey vahey vahey’ bende hatlar karıştı. Milyonlarca kızın içgeçirdiği o dergi kapağı erkeği bana bi demet rengarenk kırçiçeği uzattı; ‘hazır mısın prenses; çiçekler seni kıskandı, çok güzelsin’ diyerek.

O hep istediğim hem ağır ağbi, hem yol yordam bilen salon erkeği, hem mahcup yakışıklı hem de her konuda konuşup saatlerce güldüğüm komik adamdı. İşten eve gelmek için bi sebebim vardı artık; hayat buydu; onunla güzeldi; iyi ki beklemişim, iyi ki o artık hayatımdaydı.

Günler, aylar böyle geçti. Bigün birlikte güzel bi film izledik, ben şarabın da etkisiyle ona sarıldım, öpüşmeye başladık. Bugüne kadar hep romantik ortamlarımız olmuştu ama seks için aceleci olmamıştık, o da diğerleri gibi ikinci gün yatak muhabbeti yapmamıştı, e doğru ne de olsa herşey benim hayalimdeki gibi gelişiyordu.

Tam kalbim hızla çarpıp onun gömleğinin düğmelerini açarken

-'Bi dakka sana bişey söylemem gerek' dedi. 'Sen hayallerinde benim her özelliğimi düşünmüşsün, karakterim dahil herşeyinle ben senin tasarladığın gibiyim. Yalnız cinsellikle ilgili kısım boş. Bişey düşlememişsin, o yüzden benim şu an seni mutlu edecek bi cinsel organım yok. İnan ben de seninle çok mutluyum; seninle yaşlanmak istiyorum; kurula bi dilekçe yazıp bu konuda naapılabilir sorcam; izin çıkarsa artık istifamı verip tamamen bu dünyaya ait bi ölümlü olucam, ne dersin? Kalayım mı? Bi cinsel organ verilirse bana sorun yok da, verilmezse cinsel hayatımız tam olmasa da ben senin istediğin hayatı sana yaşatıp mutlu ederim seni. İstersen bi çocuk evlat ediniriz tam bi aile olur, mutlu mutlu yaşarız. Ama ‘yok cinsellik olmadan bi birliktelik olmaz ki, sen dön ben yine ‘o’nu bulana kadar bekliycem, elveda!' dersen de haklısın’ dedi.

Vay arkadaş, evet ben adamın davranışını, elini ayağını gülüşünü hayal ettim de hiç püttürüğü şööyle ossun bööyle ossun diye düşünmemiştim, ne bileyim hayalin elimde patlıycağını? Cinsellik çok mu önemliydi yaa, diğer herşey mükemmeldi, kendi düşüm karşımdaydı ve ben ona sırılsıklam âşıktım. E manyak karı, libidosu düşük beceriksiz hatun, insan bi sevişme hayali de kurmaz mı?!? Offf, ne bok yesem?? Hadi gönderdim püttürüklüsü geldi, onun da diğer hiçbi özelliği istediğim gibi olmıycak, olsa bugüne kadar, olurdu zati! Naaapsaaam?!? Millete 'Issız adam' düşer, bana 'çüksüz adam', teeyeellam...

Bu konuyla ilgili kadın ve erkekler arasında bi kamuoyu yoklaması yapılsa sonuç bence şöyle olurdu: Kadınlar duygusal olarak kendini tatmin eden sevişemediği erkeği seçebilir ama hiçbir erkeğin cinsellik olmadan bi kadını hayatboyu istemesi mümkün değildir, sizce??