09/06/2019
912

ÖBÜR TARAFTAN BİLDİRİYORUM

Anaaaam ölümün de bi karizması olmalı tööbeler tööbesiii; kebap yerken ölmek de neymiş?! Bari hemlick neyim yap ayol, mal gibi baktın kaldın yüzüme, öldüm işte! Neyyse, madem öldüm du bakiim, geziyim acık şurda, ayy emekli olup gezcez diye erteliyoduk, ölüp gittik ya la, kaldı bütün planlar!

Bak görüyo musun tam geçen yıl indirimden aldığım deri mont ceketi giyemeden öldüm tüüüh, havalar da tam serinlemişti bak içimde kaldı, bi daha doğarsam hiç bekletmiycem, hiç ertelemiycem isteklerimi, daaan! diye ölüyosun sonra ahanda bak herşeyim yarım kaldı! Bu arada yeniden dünyaya gelme neyim var mıymış, zebâni beyi görürsem bi sorarım...

Ayy burası tenha bi yol, bakiim tabela var: 15.Temmuz Cennet Cehennem Değerlendirme Koridoru.

Bak görüyo musun adamlar buraya bile 15 temmuzlu isim verdirtmişler!

Aaaaa, 1200 ekran LCD dev bi televizyon var burda; kumanda da var bi basıyim bakiimm.

Aayy bu benim gençliğim, ne kadan güzeel:

-Anne akşam nöbetim var gelmiycem, beni bekleme: 1. sahne

O zaman henüz sevgilim ilerde kocam olacak Özgür'e sarılıp yatıyorum: 2. sahne

Anaaaaam, söylediğimiz yalanların hepiciği kayıt altındaymış, sıçtık! 'Zebaani bey, aceba burda yalanların gruplaması oluyo mu beyazı pembesi filan? Çünküm benim anneme yalan söyleyip sevgilimle buluşmamın kime ne zararı var ki, yararı bile olduğu söylenebilir di mi ama?? '

Hayatımı izlemeye devam:

'Ay ama tamam hep kahvemi hüpürdeterek gıybet yapıyo gibi görünsem de onların hepsi gerçek, dedikodu sayılmaz kiii; ben herkeşlerin yalancısıyıım hüüüps!..

- Peki sevap kayıtları tutuluyo mu burda Zebani bey; ben bissürüü iyilik de yaptım, ahanda Azrail bey burda; sorun kendisine, kaç kişiyi elinden aldım, yaşattım, şifa verdim; 'Onlar sevap sayılmaz benim işim miii??'... Ya evet de hep doğru, hep dürüst çalıştım, hep kazandığımı hakettim, elimdekini paylaştım, ona da mı bonus yok??

Ayy afakanlar bastı acık dolaşıyim, kendi hayatımın filminin ikinci yarısına, bi patlamış mısır filan alıp geliyim; nee mısır yok mu?? Yaa bak görüyo musun yok kilo almıyım, yok götüm büyümesin diye sevdiğin şeyleri yeme yeme, öl, bööyle inncecik gelirsin buralara noolcaksa, keşşke o kaymaklı kadayıfı gömseydim o gün tüh!

Bakiim dolanıyim şuralarda, başka neler varmış? Malum henüz koridordayız, cennet mi cehennem mi belli değil sonumuz. Gerçi bi çeşit doçentlik sınavı filan gibi aslında, sonuç baştan belli de, sorgulanıp ıkınıp sıkınıyoruz işte!

İlerliyorum bakıyorum kiii bir köprü, ipten bi salıncak gibi alt taraf uçurum; Ankara'da her tarafa dikilen, araba hız yapsa yıkılan, yok 60 gün, yok 70 gün köprüleri kadar korkunç ve eğreti görünüyo, o kadar kötü durum yani!

İnsanlar kuyrukta; bazıları ki, yürürken zor ayakta duran 70' lik dedeler koşarak geçiyo; bazıları ise aktif dinamik genç ama ilk adımda cup aşağıya! Ama zâti ölü ya; bi daha mı ölüyo, o kısmını böyle bakınca pek anlayamadım, aşağıdaki duruma bakmak lazım tabe! Tanıdık birilerini görüyorum ‘Türkiye'de hizmet için, ben de köprü yaptırdım ama burası gibi diil, geçen ve geçmeyen herkesten ücret kesilen muhteşem bi köprüüüü ' diye bağırırken, daha ilk adımında cup aşağıya! Ohhh neyse ki dünyada adalet yoksa da burda varmış diye acık rahatlıyorum.

Sıra bana gelince beni ittiren sevimsize dönüp ‘zebani beycim benim yükseklik korkum var da, ben geçmesem kem küm’ diye saçmalarkene ışıklı tabela yanıp sönüyo ‘Doktorlara Sırat Köprüsü'nde HGS hakkı: Hızlı geçiş sistemi’. Hop ben karşı taraftayım! Ay Allah'ım yaarebbim, Türkiye'de o zor şartlarda, hakkıyla doktorluk yapmanın ilk defa bi avantajını yaşamanın keyfindeyim şu an...

Sıratı geçenleri karşıda iki oda bekliyo, ortada ‘karşılama komitesi’ tabelası ve odaların birinin üsünde ‘Huri ler’, diğerinde ‘Nuri ler’ yazıyo. Ben ağzım açık bakarkene anaaaaam odadan bi piskolata erkeği Nuri bana gülümsüyo ya la! Tööbeler tööbesii, ölmeyeydim iyiydi ama dubakiim bu bence ölüyü bile diriltebilir bunlar, diye odaya giriyorum. Odada muhteşem baklavalı Nuri'ler çıplak, üstlerinde önlükler ve önlük üstünde yazılar:

-İhtiyacı olana yardım

-Sokak hayvanlarını besleme

-Çocuk okutma

-Çocuk sevindirme

-Anne babanın duasını alma ... gibi dünyada yapılan iyiliklere göre bu Nuri' ler bizi ödüllendiriyomuş, vuhuhu huuu!

Nuri' lere teşekkür edip ordan ayrılıyorum ve işte yolun bi tarafı Cennet, diğer tarafı ise Cehennem...

Şöööyle bi kapıdan bakıyorum; cehennemin kapısından gelen sıcaktan bile dışardakiler yanıyor, sıcaktan şikayetçi. Oysa ben niye hiç sıcaktan şikayetçi değilim, ‘Zebani bey, neden bu insanlar bu kadar terliyip yanıyo, günahkâr oldukları için mi aceba?’ diyip bi taraftan da seviniyorum ‘bak ne kadan günahsızım, ateş neyim etkilemiyo’ diye! Zebaninin sözleriynen gerçekler anlaşılıyo, 'Adana'dan mı geldin?, onlar aşağıda ne yaşıyolarsa yakamıyoz bi türlü, hiçbi sıcaktan rahatsız olmuyo manyaklar!'. Ayy doğru vallaha da biz Adana da cehennem sıcağını yaşıyoz burda muaf olmalıyız di mi amaaa?

Sonra Cennete bakıyorum, orası nasıl mı? Doğru-düzgün, iyi, vicdanlı, merhametli yaşadınızsa hiç merak etmeyin, yaşarken görmüşsünüzdür mutlaka cenneti, sonuçta herkes kendi cennetini bu dünyada yaratır, yaşar, öyle göçer başka diyarlara...