08/07/2019
3462

PAMUK PRENSES ve YEDİ CÜCELER

Dünyanın en ünlü masallarını sizin için irdelemeye devam ettikçe şoka giriyorum. Meğer tüm masallar psikopat, çocuklara inanılmaz mesajlar veren saçmalıklarmış. Bakın masal denince ilk akla gelenlerden: Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler:

** Kraliçe bir gün dikiş dikerken eline iğneyi batırıp pamukla silmiş sonra Tanrı'dan şöyle bir dilek dilemiş: “Keşke bir kızım olsa, teni bu pamuk kadar yumuşak, dudakları da kan kırmızı olsa” diye, duası tutmuş, hamile kalmış. Kraliçe çok sevinmiş ama pamuk kızını doğururken ölmüş. Bu arada Kral, Kraliçenin ölümünden kırk gün sonra hemen başka biriyle evlenmiş.

Pamuk teninden ötürü adı Pamuk olan Prenses, on altı, on yedi yaşına gelene kadar üvey annesiyle hiç bir sorun yaşamamış. Çünkü kraliçe her gün aynasına ‘ayna ayna söyle bana, benden güzeli var mı dünyada’ sorusuna ‘yok’ cevabı alırken bigün ayna ‘Var, Pamuk Prenses senden güzel’ dediği anda işler tersine dönmüş.

Bakın çocuklara Küçük Emrah modunu kazandıran, doğuştan yetim öksüz çocukların dramı olan öyle çok masal var ki! Her masalda ‘güzel’ olmanın önemi vurgulanır. Güzeller mi prenses olur, prensesler mi güzel, o iş muamma… Erkek desen yüzyıl da geçse aynı, karısı ölsün kırkı çıkmadan evlenir!! Üvey anneler de, değişmez kural: hep kötüdür!

**Kraliçe çıldırınca avcıyı çağırmış, git ormanda Pamuğu öldür, hatta göğsünü yar, kalbini bana getir demiş.

Masal değil korku filmi beyav! Kraliçenin saykoluğuna bakar mısınız, kendinden güzeli , hemi de üvey kızını öldürtüp kalbini eline alma fantazisi yapıyor. Peki baba nerde, tabisi babaların umrunda mı çoluk çocuk!! Tüm bunlar olurken ya Fenerbahçe'nin haline üzülüyodur ya da TV karşısındaki koltukta uyuyodur, noolcek!

**Avcı gider, bu pamuktan beyaz kıza kıyamaz, ona olanları anlatıp kaçmasını söyler, kraliçeye de bi ceylanı öldürüp yüreğini çıkarıp götürür, pamuğu öldürdüğünü söyler.

Yalan, dolan, entrika, cinayet herşey var anasını satiyim masalda!…

**Pamuk kaçar, küçük bi ev görür sığınır, bir de ne görsün 7 cüce erkeğin yanına sığınmış meğer. Cüceler çok iyi davranır, mutlulukla yaşayıp giderler.

Aslında burda verilen mesaj, 'halk küçüktür, iyidir; bu masalda sabah çıkıp işe gidip akşam evine dönen cüceler halktır, çalışır, ekmeğinin peşindedir, entrikanın peşinde değil'. Tanımadığın 7 erkeğin olduğu bi eve sığınmak ancak masallarda olur doğrusu... Hele ki damacana şişeye hallenip, Nil timsahına tecavüz edenlerin olduğu bugün gibi ossa o yıllar; o Pamuk’u, o 7 cüce, sabaha kadar hallaç yapıp atarlardı yeminlen! Ama tabi masaldaki cüceler iyi, sabah işe gidiyolar, Pamuk evi derleyip topluyo; Pamuk 'evinin kadını, cücelerin anası' modunda mutlu-mesut yaşayıp gidiyolar!

**Bi gün Kraliçe yine aynaya sorar en güzel kim diye, ayna ‘Pamuk’ der. Aynada Pamuğun yaşadığını gören kraliçe çıldırıp, bu işi kendi bitirmek üzre yola çıkar, Kraliçe Elizabeth kılıklı manyak karı, nolcak!!

Bu masalda tüm ülkeyi kameralarla izleyen Ayna, sırf ibneliğine, Pamuğun öldürüleceğini bile bile, yaşadığını kraliçeye ispikliyo! Yani neymişşş, aynalara güven olmazmışş, ayna yalan söylemez, yaşını da buruşuğunu da saklamazmış!!

**Kraliçe gider, evde yalnız yakaladığı Pamuğa ‘kurdelem var, kurdeleci geldi bacııı’ diye içeri girip, kurdeleyi onun boynuna geçirir, sıkar sıkar, öldü sanıp kaçar.

Lan şimdiki seri katil ve saykoların oluşumunda bu masalların payı yoksa ben neyim! Masalın başından sonuna, adam öldürme şekli öğretiliyo bu ne beya!!

**Cüceler akşam gelip, kurdeleyi çıkarıp Pamuğu yaşatırlar. Yine şerefsizin önde gideni ispikçi Ayna, kraliçeye Pamuğun ekran görüntüsünü verir. Kraliçe bu kez zehirli elmayı Pamuğun evine götürüp ‘elmalarım var bacııı’ diye bu sefer Pamuğa zehirli elma yedirip kaçar!

Vay arkadaş, Pambık bebeem; kurdele boynundayken kesin hipoksik kaldın, yoksa bigün hadi inanıp içeri aldın ölüyodun, ikinci kez aynı bok yenip bohçacı eve alınır mı be evladım!! Çocuklara burda nasıl bi mesaj veriliyo, 'gerzek olursan eninde sonunda o elmayı yedirtirler sana' diye herhal??

**Akşam cüceler bu kez baygın Pamuğu ayıltamayınca, bari biz bunu cam fanusta dağda sergileyelim diye Pamuğu dağa taşıyıp fanusa koyarlar.

Masalda herkeş manyak ayol, biz de yoğun bakım hastalarını cam fanusta dağlara mı taşısak aceba, belkim prens öper, biz düzeltemiyoz, öpücüklen o düzeltir, olur mu ki öyle bişey, vallaha bu halk, öpüp hastamızı iyileştiremedin diye Prens demez dalarlar adama, kafamda deli sorular!

**Ordan geçen Prens cam fanusu açar, Pamuğa âşık olur, öper, Pamuk gözünü açar, o da prense âşık olur.

Sokakta uyuyan bi kadını dudağından öpmek o yıllarda taciz olarak sayılmıyomuş herhal, ya da prensin önüne geleni öpme, .ikme izni olabilür tabisi… Ya da o yıllarda da 'zengin yapar aşk, fakir yapar fuhuş olurmuş', herşey aynı aslında!

**Prens Pamukla evlenir, kayınpederi Krala herşeyi anlatır, Kralın zâti .iki .aşağına denk noolcek, kraliçeyi uzaklara sürüp yeni bi kraliçe alıp, mutlu mesut yaşar gider. Kral için tek kötü şey o yıllarda da içler acısı durumda olan Fenerbahçe'dir!

Demem o ki, yıllar boyunca sorup sorgulamadan anlatılıp dilden dile yayılan masallar, bakın irdeleyince nasıllar!?! Siz benim, günümüze uyarladığım masallarımla büyütün çocuklarınızı, kesinlikle daha saf, daha masum, daha gerçekçi, daha hunili; seçim sizin...