13/06/2019
1430

HUNİLİ DOĞULUR MU, SONRADAN OLUNUR MU?

‘Hunimi nasıl taktım’ yazımda bahsettiğim üzere; dünyaya, fizik kurallarına uygun olarak en büyük yerimlen gelmişim: makat geliş ki annemin güzel görüşüyle mosmor doğmuşum, beni ağlatamamışlar, çok sonra ağlayınca çilek gibi kızarmışım; bildiğiniz hipoksik kalmışım; doğumda kısa devre olmuş anlıycağınız...

14 aylıkken 6.kattaki evimizden emekleyerek firar etmişim, hem de bayaa planlı-programlı, çünkü yanıma nedendir bilinmez, valiz niyetine herhal küçük mandal çantasını da alıp gitmişim; aradaki yolu geçip karşı apartmanın bahçesinde yanımda çantam, kumla oynarken bulana kadar annem çıldırmış. Önce inanmamışlar ama oraya nasıl gittiğimi sorup, merdivenden iniş demomu izleyincee babam '6.yı yapmayaydık iyiydi' demiş; çünkü benim gibi şahsına münhâsır, diğer hanımefendi kızçelerinden accık farklı bi kızı, daha önce olmamış ki hiç adamceyizin!

6. çocuk olan şahsım, büyümeye başlamışım, çok net hatırlıyorum oynadığımız oyunların anlamını hep düşünürdüm. Yeminlen bu oyunlar bizi delirtti, sorarım size a dostlar:

Kutu kutu pense

Elmayı yerse

Arkadaşım bilmem nee, arkasını döönseee...

Bu ne beyav? Pense bildiğimiz bişeyleri tutup tamir etme aletiyse ne alaka ki kutu kutu olsun; penseyi elmayı yerken düşünün, tööbe pismillah bi ürküntü gelmedi mi içinize? Subluminal bi mesac mı var aceba; uzun ince bi pense pipiyi, yuvarlak bi yasak elma kukuyu temsil ediyo da; pense elmayı yiycek ammaaa elmanın yakın arkadaşı bu hadiseyi seyretmesin diye mi arkasını dönse? E tabi çocukluk, ergenlik dönemlerimde hayal dünyamda şarkı anlam deniştirirken yetişkinlik dönemimde araştırınca, aslında Fransızca olan ‘écoutez écoutez pensez" söz dizisinden ‘beste mükemmel kaçırmayalım mı didileer, bizim sıpaların fransız bebelerden ne farkı var’mı didiler bilinmez; oyunu arakladıklarını öğrendim. Fransızca 'Eküte eküte peeensee' olmuş kutu kutu pense, tamaamen götten uydurmasyon bi çeviriyle psikoloocimizi bozmuşlar, teeyyellamm!

Geleliim ikinci nadide oyunumuza:

Yağ satarııım bal satarııım,ustam ölmüş ben satarııım,


Ustamın kürkü sarıdır,satsam on beş liradııır.


Zambak zumbak, dön arkana iyi bak!

Küçücük çocuklar ustaları ölüyo diye sevinç içindedir, sarı kürk onlara kalmıştır, satsan nerden baksan 15 lira eder, ooohh ne kadan da güüzelll lay lay loom! Bu tarz parasal bi toplulukta da ‘götü kollamak’ şarttır tabisi de: zambak zumbak dön arkana iyi bak, 'götü kolla' anlamında. Bu nasıl bi oyundur, delirmemize katkısı yok mudur sizce de?

Gelelim şimdiki annelerin ‘bu dönemde nasıl davransam’ diye dizi dizi kitap okuyup kafa patlattığı, bizim zamanımızda ise kafaya terlüğü yiyip atlattığımız ergenlik dönemine. Evet bizim de memeler tomurcuklandı, sivilceler, âşık olma, hormonlar bi dünya memürüs ergenus dönemimiz oldu tabi de, şimdikiler gibi ağır tribal enfeksiyon geçirmeden, bitti-gitti! Bizim evde zâti 5’i kız 6 çocuk; ‘ayy ergenlik bunalımındayııım, üstüme gelmeyiin’de ne demek?!, anaerkil Çerkes ailesi; annem bi bakardı yeminlen kaçacak yer arardık. Ama şimdikilerden çok daha doyumlu, mutlu, huzurlu çocuklar olduk, orası kesin!

Ay bak şincik aklıma geldi, o dönemlerde bi çizgifilm vardı: ‘Clementine’. Bildiğin muhtemelen psikotik birinin çizip kurguladığı, çocuklar için‘gerilim çizgi filmi’! Uykudan Önce' kuşağına inat, 'Çocuklar Uyumasın Diye' kuşağı, izleyip sabaha kadar uyuyamadığımı, devrelerimi yaktığımı net hatırlarım!

Eeee siz de ne var ne yok bakalım; huniyi kongenital mi taktınız edinsel mi? Gözünüzü kapatın, çocukluğunuza dönün, nası olmuş da olmuş acaba?