13/06/2019
2477

HUNİMİ NASIL TAKTIM

Yaşayan en vahşi canlının aslında 'insan' olduğunu, insanoğlunun hiçbi işlemden geçirilmemiş son derece çiğ süt emip, insanların ve hayatın acımasızlığını gören, aklı-fikri ve duyarlılığı olan herkesin zamanla delirmeye başladığının farkında mısınız? Herkesin olması gerekeni yaşadığı 'salon kadını' veya 'janti adam' ı oynadığı kişiliği yanında sakladığı bi hunisi yok mu sizce de?

Peki düşündünüz mü size huniyi neler, hangi anlar, hangi olaylar taktırdı? İşte bana yaşadığım sevgili ülkem dışında, hayatın bahşettikleri:

*Doğmaya karar verdim, 42 yıl önce de en büyük organımla gelince dünyaya, kafam sıkışmış. Annem bütün iyi niyetiyle 'ters geldin, çıkaramadılar seni, simsiyah doğdun, o zaman da çok güleryüzlüydün zorla ağlattılar seni, sonra çilek gibi kızardın' dese de, bildiğiniz makat gelişle hipoksik kalmışım ayol, oksijen gitmeyen beynime ilk hasar doğumumda olmuş yani!

*İlkokulda bigün okula sakin sakin yürürken yerde bi takma diş gördüm, yerde, tüm, 32 diş yerde bi asfalt üstündeydi. Ben tabi 'takma diş' diye bişiy olduğunu bilmediğimden çok korktum, okula kadar niyeyse arkama ara ara bakarak koştum. Günlerce rüyamda o diş beni kovaladı; hâlâ takma diş görünce bi ürküntü gelir. Yeminlen o gün bi tahtam daha eksildi!

*Lisede istiklal marşı okunurken enseme arı kondu, hissettim ama biz marşımızda ölümüne hareketsiz duran gençlerdik; arı soktu, bende tık yok, marş bitene kadar dimdik durdum, marş bitti, şiştim, allerjim varmış, acile zor yetiştirdiler, ölüyodum, gitti mi bi tahta daha!

*Tıp fakültesine giriş; ilk anatomi dersi, ilk kadavramız Haşmet, ilk çıplak canlı erkek görüşüm, yakınen inceleyişim, canlı derken; Haşmet ölü de benim için ilk, ne diyom yav ben, tööbe, neyse işte ölüler, ölümler, kan, gözyaşı, acil derkeeen tıp fakültesi biter de bikaç tahta daha gitmez mi??

*İlk çok âşık olma, düşününce bile salak salak gülme, telefon çalınca bile taşikardi; eş zamanlı asistanlık veee gitti mi bi tane daha! Ama her halükârda aşk güzel, yaşanmalı.

*Anesteziye giriş, günaşırı nöbet ertesi gün de aralıksız çalışma. Kapalı ortam, öğle arası bile yok, günışığı ve oksijen yerine mezbaha gibi ameliyathane ve bol anestezik gaz; her an adrenalin, stres, uykusuzluk, üstündeki yeşil formalar da uygun bi çeşit Ninja eğitimi, yoğunbakım desen ayrı bi dünya ki ne dünya!! Kısacası çekilecek dert değil!

Bigün bi spinalli hastanın başında oturup ne işim var la burda diye hayatı sorgularken hasta bana damaryolunun açık kapağını gösterip 'doktor hanım kapağı kapar mısınız soğuk giriyo' dedi, kapatınca da çok ciddi, çok doğal şekilde 'ohhh içim ısındı sağolasın' didi ya; o an ameliyathanenin içine giren herkesi aslında garip bir büyü altına alan bi gezegen olduğunu görüp bi aydınlanma yaşadım çaaat, bi tahta daha gitti, ameliyathanenin karadeliklerinden biri beni içine çekti, o gün bu gündür çıkamaz oldum.

-Mavi kod, koş, resüsite et, duran kalbi çalıştırmaya çalış, hasta döndü, dönmedi, çık yakınlarına çocuğunuz-ana babanız öldü de, onlar ağlarken sen ameliyata dön; kemoterapi alan o küçücük kanser savaşçısı maskeli kahramanları gör, onların o sevgi dolu masumiyetlerinde birlikte kıyıya çıkmak için kulaç at, çırpın, yüz, o koklanası minik ellerini koklama, damaryolu açmak için delik deşik et, gitmez mi bi tane daha??

-Uzman ol, Ankara da büyüyüp Batman'ı gazetede bile 'betmen' okuyup film kahramanı olmak dışında sana bişey anımsatmayan şehre 'mecburen' git, gittiğin ilk gün seni bi böcek yesin yine alerji yine balon gibi şiş, yine direkten dön. Başhekim oranın yerlisi, ağa oğlu, sana kartını uzatsın; adının altında 'Head-doctor' yazsın, baş-hekim; yaşanan yüzlerce anı, trajik, komik; büyüdüğün yerden çok farklı ama çok içten, güzel anılar biriktir, ağlayarak gittiğin yerden ağlayarak ayrıl, işte gitti bi tane daha!

*Batman'da evlilik, ilk çocuk, Adana'ya geliş, uçaktan inip 'ay motorun sıcağı vurdu' deyip; o sıcağın peşini hiç bırakmayıp meğer Adana'nın bizzat kendisi olduğunu anlama, Adana sıcağında beyin sote ve işşşte bi tahta daha yandı mı yandı!

*2 yıl arayla iki çocuk, tek başına büyüt, öyle ki eşin de ameliyattayken acil vakaya iki çocuğu da al git hatta bi ameliyata kucağında sana yapışık oğlunla gir, anestezi ver, çatıırt ahanda bi tahta daha gidik!

Yani dostlar bu hikaye uzar gider, hunimi hakkıyla takmış biri olarak sonsuza kadar gururla taşıycağımdan da emin olabilirsiniz!